CİLT KIRIŞIKLIĞINA KARŞI


Somon, tuna ve uskumru cilde ilaç gibi geliyor! Anti-aging uzmanı Dr. David Lubetkin, kırışıklıklardan korunmak için krem kullanmanın yetmeyeceğini ve bol bol uskumru, tuna ve somon gibi eti yağlı balıklar tüketmek gerektiğini söylüyor..
Amerika'nın önde gelen anti-aging uzmanlarından Dr. David Lubetkin,
Türkiye'ye geldi. Lubetkin, cildi kırışıklıklara teslim etmemek için yapılması gerekenler
hakkındaki sorularımızı yanıtladı:
*Cildi kırışıklıklardan korumak için kremler yeterli midir?
Cildi kremlerle sadece dıştan beslemek yeterli değildir. Dünyada yeni bir kozmetik trendi var.
Cildinizi artık hem içeriden, hem de dışarıdan beslemelisiniz. Yani cildiniz için uygun kremleri
kullanırken, aynı zamanda vitamin ve takviyelerle içeriden de destek vermelisiniz.
YALNIZCA HAPLAR YETMEZ!
* Cildi içeriden nasıl besleriz? Bunun için yeni çıkan ilaçlar var. Ancak desteği yalnızca
ilaçla almanıza gerek yok. Öncelikle beslenmenize önem verin. Bol su için. Balık, mönünüzün
ayrılmaz parçası olsun. Eti yağlı balıklar seçin. Uskumru, somon, tuna gibi balıklar cildiniz için
ilaç gibidir.

*Bir gün yalnızca tek bir ilaçla kırışıklıklardan kurtulmak mümkün olabilir mi?
Kırışıklıkları yok eden bir ilaç henüz yok. Oluşmuş kırışıklığı bir ilaç içerek düzeltemezsiniz.
Ancak ilaçlarla ve tabii kremlerle kırışıklığın oluşma süresini uzatabilirsiniz. Kırışık önleyici kremlerin yanında tüm dünyada aynı zamanda hapları da çıkıyor. Bu haplarla da cildi beslemek ve kırışıklıkları azaltmak mümkün oluyor. Bu takviyeler sayesinde kırışıklıkların görünme sıklığı azalıyor.
BOL BOL GÜLÜMSEYİN!
*Estetik operasyon yaptırmadan, sadece kozmetik ürünler kullanılarak, oluşmuş kırışıklıklar giderilebilir mi?
Plastik cerrahinin yerini alamayız ancak kozmetiği doğru kullanarak estetik operasyon kadar başarılı sonuçlar alınabilir. Düzenli olarak kırışıklık önleyici kremler kullanırsanız, botoksa ihtiyacınız azalır. Eğer sigara içmezseniz,bol su içerseniz, bol sebze ve meyve yerseniz
estetik cerrahiye ihtiyacınız olmaz. Ayrıca haplardan da kullanarak, kırışıklık oluşumunu geciktirebilirsiniz.
* Cildimizde ilk neresi kırışır?
Cildimizde ilk göz kenarları ve alın kırışır. Bazen 20'li yaşlarda biri bile bu kırışıklıklardan edinebilir. Fazla gülen kişilerin cildi de çabuk kırışır.
* Yani mimiklerle gülmemek mi gerekiyor?
Hayır, aksine gülün çünkü gülünce mutlu olursunuz. Stres, serbest radikal oluşumunu
arttırır ve yaşlanmayı hızlandırır. Gülün ama aynı zamanda kremlerinizi ve haplarınızı da
düzenli olarak kullanmayı ihmal etmeyin. Aynaya bakın ve gözlerinizi kırıştırmadan gülmenin bir yolunu bulmaya çalışın. Çünkü gülmek aynı zamanda iyi bir kırışıklık önleyici ilaçtır. Çok gülen insanlar, kolay kolay yaşlanmaz.


Devamını okuyun...>>

UYKUSUZLUK VE BİTKİSEL ÇÖZÜMÜ


Ömrümüzün üçte biri uykuda geçiyor ama insanoğlu hâlâ uykunun sırlarını çözmüş değil. Uyku, ya bir dinlenme, rahatlama aracı ya da günün verimli saatlerini alıp götüren bir zaman dilimi olarak tanımlanıyor.Uyku, vücudun yalnızca dinlendiği bir süreç değil. Uzmanlar uykuyu, “gün boyu yorulan ve yıpranan sinir sisteminin onarıma alındığı, gün içinde edinilen bilgilerin ayıklanıp depolandığı, dış uyaranlara açık ve bireyin gelişimi ile ilgili işlevsel bir süreç” olarak tanımlıyor.İdeal uyku süresi kişiden kişiye değişiyor.Uzmanlar uyku bozukluklarını uykusuzluk, uyurgezerlik, aşırı uyuma, uyku apnesi, karabasan ve gece terörü olarak sınıflandırıyor. Bunlardan birinin haftada 4-5 kez tekrarı, ciddi sorunların habercisi olarak görülüyor. Tam alınmamış bir uykudan sonra cildin solgun ve kuru olduğuna, göz altlarında mor halkalar oluştuğuna şahit oluruz. Uyku esnasında vücut hormon salgılarını dengeliyor, bağışıklık sistemi ile sindirim sistemi hızla çalışıyor ve cilt her gün atılması gereken ölü deriyi uyku esnasında atıyor.California Stanford Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre de ideal bir uyku hormonları dengeliyor ve bu durum kanserin de aralarında bulunduğu birçok hastalık riskini ortadan kaldırıyor.
Uykusuzluk,Uykuya dalma zorluğu, Kesntisiz uyumamak,Uykuyu almamak. Bu belirtiler tek tek veya hepsi bir arada görülebilir. Uyku bozuluğu olan kişiler, genellikle bu durumunun stresten kaynaklandığını belirtmeye yönelirler. Ama, stresin başlıca neden olarak görülmesi pek doğru değildir. Pek çok hastalığın uyku bozukluğuna yol açabileceğinin unutulmaması gerekir. Uykusuzluğun nedenlerinden bazıları
kalp hastalıkları, yüksek kan basıncı, burun tıkanıklığı, romatizma, sinirsel ve ruhsal hastalıklar, sindirim yetersizliğine bağlı sişkinlik ve gaz, astım ve horlama, Stres, kafein (çay, kahve, kolalı içecekler, bazı gazozlar, çikolata) alkol,düşük kan şekeri, hazımsızlık, akşam yemeğini geç yemek, aşırı yemek,hastalık, ağrılar,gerginlik,kabus görme korkusu (özellikle çocuklarda)çevre değişikliği, iklim değişiklikleri, uyku sırasında solunum durmaları, horlamak veya horlayanla birlikte uyumak, huzursuz bacaklar sendromu, uyku sırasında solunum durmaları, besin eksiklikleri, vardiyalı çalışma gibi nedenleri olabilir.
Sürekli kullanılan bazı ilaçlarda uyku bozukluğuna yol açabilir
. örneğin antibiyotikler, hormon preparatları , uyarıcılar ve hatta doğum kontrol hapları gibi. Aynı saatte yataktan kalkmak ve yatağa girmek pek çok sorunu ortadan kaldırabilir. Ölçüsü kaçırılan akşam yemeklerinden kaçınmak gerekir. Akşamları alınan fazla alkol ve içilen fazla sigara uyku düzenini bozabilir. Sağlıklı uyku için gerekli yatak odası ortamının hazırlanmasına özen gösterilmelidir. Yatak odası her gün uzunca bir süre havanadırılmalı, sıcaklığın fazla olmamasına dikkat edilmeli, hava kuru ise nemlendirilmeli, yatak tererince geniş ve sert olmalı, pamuklu çarşaflar kullanılmalı, odada eliktirikli ve elektronik aletler çalıştırılmamalıdır.
Akşam yemeğinde yatıştırıcı yiyecekler: Esmer pirinç-makarna, elenmemiş undan yapılmış ekmek, muz.

*Magnezyum içeren yiyecekler: Yeşil yapraklı sebzeler, badem, karides, ayçiçeği çekirdekleri, limon..
*B6 vitamini içeren yiyecekler: Karnabahar, lahana, brokoli, mercimek, kuşkonmaz, barbunya, Brüksel lahanası, soğan, tohumlar.
*Triptofan içeren yiyecekler: Muz, süt, hurma, fıstık, hindi eti.
*Marul : uykuya yardımcı olan güçlü maddeler içeriyor.
*Bitkisel çaylar: özellikle papatya
*Düzenli egzersiz
*Fazla kilolarınızı atmaya çalışın.
* Aşırı kilo solunum durması riskini artırabiliyor.
*Sağlıklı bir seks yaşamı daha iyi uyumanızı sağlar, unutmayın.
Doktor önermedikçe tüm uyku giderici ilaçlardan ve uyuşturucudan sakının. Çünkü, bunlarla insanı felakete götüren, alışkanlık ve doz arttırmak gibi cehennem azabı veren bir kısırdöngü içine giriliyor. (Ciddi zehirlenmeler, depresyon vs.) Bu ilaçların çoğu hemen hemen hepsi serbert satılıyor. Onları içmeye yeltenmeyin, bir "dostunuzun" önerisiyle kullanmayın. Doktora baş vurun.
Bitkisel Öneriler
Kolayca uykuya dalabilmek ve aralıksız uyuyabilmek için, hiç bir zaralı olmayan bitki çaylarından yararlanabilir. bu çayların, bir veya yarım saat önce içilmesi doğru olur.
C vitamini, B3 ve B6 vitaminleri kalsiyum ve magnezyum eksikliği bu vitamin ve minerallerin uyku üzerindeki etkileri büyük.
Lavanta kokusunun yatıştırıcı etkisi var. Odanızda lavanta kokusu bulundurun veya yastığınıza lavanta yağı damlatın.
* Geceleri vücudunuzu gevşetin. Yatmadan önce sıcak bir duş alın. Veya küvetinizi sıcak suyla doldurun. Çeşitli yağlar damlatarak, kokulu sabunlar kullanarak en az yarım saat dinlenin
* Bir elmayı yavaş yavaş çiğnemek.
* Çok hafif demlenmiş ıhlamur çiçeği (Fincan başına 1 tutam); çok koyu olursa tam tersi etki yapar.1-2 dakika kaynatın.3 dakika demlendirin
* Bir kahve kaşığı taze marul suyu veya 1 fincan suya kaynatılmış 2 tutam sap ve yapraklarını atın.1-2 dakika kaynatın.5 dakika demlendirin.
* Nane çayı, yatmadan önce içildiğinde sinir sistemini rahatlatır.Bir Fincan suya kaynatılmış 2 tutam nane atın.1-2 dakika kaynatın.5 dakika demlendirin .**Romen papatyası çiçekleri, portakal çiçekleri,akdiken, çiçekleri,şerbetçiotu kozalağı ballıbaba yaprak ve çiçeği ,erkeçsakalı çiçekleri Seçeçeğiniz bir bitkiyi de aynı demleyip içebilirsiniz.
* Bir bardak sütün içine ince kıyılmış orta boy bir soğan eklenir ve kaynama derecesini aşmadan 10-15 dakika ısıtılır. Ilıklaşana kadar beklendikten sonra süzülür ve yatmadan önce içilir. Rahat bir uyku sağlar.
* Demlenmiş kuşburnu çiçekleri (Fincan başına 4 tutam) veya aynı bitkinin tohumları daha etkilidir. (Fincan başına iki tutam)
* Kaynamış yulaf samanı veya aynı tahılın bulguru Bir fincan kaynamış suya dört tutam koyun 1-2 dakika kaynatın .5 dakika demlendirin.
* Mayıs Papatyası çayına 1/4 oranında süt karıştırılır ve biraz bal ile tatlandırılır. Uyku Bozukluklarına etkilidir.
* Yulaf çayı gün boyunca 2-3 bardak içilebilir. Ama yalınızca yatmadan önce sıcak içilen 1 bardak çay da rahatlatıcıdır. Ayrıca yulaf tentürü de, yatmadan önce yarım bardak sıcak suya 2-3 çay kaşığı eklenerek içilir. Yulaflı içkiler bal ile tatlandırılır. Uyku Bozukluklarına etkilidir.
* Yatağa girmeden önce ıhlamur banyosu(5 tutam çiçeği), 2 tutam gelincik (çiçek ve döğülmüş kapsül) nane ,(yaprak) , 1 tutam papatya (çiçek) el ayak banyo suyana konur.içinde 5-10 dakika el veya ayaklar tutulur.Banyo sırasında hangi bitkiyle banyo yapıyorsak yine aynı bitkiden demlenmiş bir çay (fincan başına 1 tutam atılarak yapılır.).içilir.
* 2 tutam melisa,2 baş papatya,1 tutam turunç,1 tutam ıhlamur,1 tutam anason eşit miktarda karıştırılarak 1 litre suya 5 tutam atın.2-3 dakika kaynatın.Demlendirin banyo suyuna 1 çay bardağı atın.El ve ayak banyosu da yapabilirsiniz.
* 2 tutam ıhlamur,2 tutam adaçayı,1 tutam mine çiçeği,2 tutam ebegümeci,tutam turunç.eşit miktarda karıştırılarak 1 litre suya 5 tutam atın.2-3 dakika kaynatın.Demlendirin banyo suyuna 1 çay bardağı atın.El ve ayak banyosu da yapabilirsiniz
* İnce kıyılmış 4-5 dal dereotu 1 bardak kaynar suyla haşlanır 5-6 dakika demlendikten sonra süzülür. Yatmadan önce içilir. İsteyen tatlandırılabilir, ama tatlandırılmadığından tadı dah iyidir.
*Binbirdelikotu çayı , ile yapılan 4-6 haftalık bir kür genel anlamda yatıştırıcıdır.Uyku Bozukluklarına etkilidir.Yatmadan önce 1 çay bardak çay içilmelidir.
* Yatmadan önce biraz anason çiğnendiğinde rahat bir uykuya geçilebilir.
* Rezene -frenk kimyonu-oğulotu eşit karışıından 1 tatlı kaşığı dolusu, 1 bardak kaynar suyla haşlanır, 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Yatmadan önce biraz bal ile tatlandırarak içilir. Uyku bozuklukları için etkilidir.


Devamını okuyun...>>

Cilt Besleyen Vitaminler ve Yumuşatıcı bitkiler


* Aldıkları besinlerde A vitamini eksikliği olan kişilerde deri çok kuru görünüşü sert ve pürtüklü ciddi durumlarda çok kalındır. Bu kişiler beslenmelerinde Muz Havuç, Kereviz, Lahana, Tere, Enginar, Maydanoz, Hindibağ, Domates gibi sebzelere ağırlık vermelidir.
* Deri soluksa B1-B2 vitaminlerin eksikliğidir. B2 vitaminin eksikliği yağlı çatlamış ve sivilceli ciltlerde anormal lekelerin oluşmasına neden olur. Kan dolaşımı iyi olmayan, kötü beslenen, her geçen gün zayıflayan kişilerinde ciltleri soluktur. Beslenmelerinde Arpa, Muz, Buğday tanesi, Lahana, Karaciğer, Bira mayası, Fındık, Ceviz, Soya filizine gıdalarında ağırlık vermelidir.
*Vitamin B5 kronik deri hastalıklarında çok önemlidir. İltahaplar ve dıştan gelen saldıralara karşı doğal savunmayı güçleştirir. Arı sütü, buğday tohumlarında, polende önemli ölçüde bulunur.
*Bütün deri hastalıklarında kan temizleyici ve yumuşatıcı bitkiler, enginar, melekotu, hindibağ, lahana, limon ağacı, tereotu, yabangülü, çilek, hatmi, lavanta çiçeği, oğulotu, nane, şalgam, soğan, ısırganotu, karahindibağ, gül, adaçayı, papatya, öküzgözü, hercai menekşe, soğan, mine çiçeği demlenerek çay olarak kullanın. Lapa olarak cildin üstüne uygulanır.
*Genel olarak kan temizleyici bitkiler: Gül, civanperçemi, dulavratotu, frenk maydanozu, lahana, oğulotu, ıspanak, şalgam, ceviz ağacı, böğürtlen, kekik, ısırganotu demlenmiş çay olarak için. Lapa olarak cilde sürerek te kullanabilirsiniz.
*Kırışık giderme konusunda kozmetik dünyasında en çok konuşulan yardımcı A vitamini ve C vitamini ve selenyumdur. Dengeli beslenme, spor ve su cilt sağlığı ve kırışıklıkların giderilmesi veya oluşumunun engellenmesinde önemlidir. Yapılan bazı çalışmalar kollagen yapımı üzerine etkileri nedeni ile C vitaminini de gündeme getirmiştir. Bazı çalışmalar C vitamininin, vücüdumuzdaki bağ doku denen, koruyucu doku katmanının korunmasında anahtar rolü oynadığını göstermiştir. Kollagen de bu dokunun bir elemanıdır. Kollagen sentezi için gereken sinyali C vitaminin oluşturduğu bilim adamları düşünmektedir. Cildin kurumaması, kırışıkların oluşumunu C vitamini yavaşlatır. Darbelere ve eziklere karşı derinin duyarlılığını artırır. Portakal ve Kuşburnu tanelerinde, turunçgiller, meyveler, yeşil yapraklı sebzeler, domates, karnabahar, patates ve biberler cilt için bol miktarda tüketilmelidir.
* Ciltte kırışıklıkların oluşumuna engel olan bir diğer vitamin E vitaminidir. Anti oksidan özelliği ile serbest radikalleri ortadan kaldırır. Bu tip ürünlerin güneşe çıkmadan değil de, güneşe maruz kaldıktan sonra uygulanması önerilmektedir. Güneşlendikten 8 saat sonra uygulanan E vitamini yağının, ciltteki zarardan cildi koruduğu ve şişme oluşumunu engellediği söylenmektedir. Ağız yolu ile alınan E vitamininin, cilt kırışıklıkları üzerine olan etkisi yeni çalışılan bir konudur. Ancak bu tip uygulamanın cildin daha sağlıklı olmasına ve ultraviyole zararlarından korunmada etkili olduğu bildirilmiştir. Vitamin E gibi etki gösteren bir başka mineralde selenyumdur. Toprakta bulunan bu mineral besinlerimiz yolu ile alınırlar. Özellikle soğan, sarmısak gibi yemeklerimizde sıklıkla kullanılan sebzeler yüksek miktarlarda selenyum içerir. En çok ton balığında vardır. 3 konserve kutu balıkta 100 mikrogram kadar yer alır. Bazı araştırıcılar iyi sonuçlar aldığını bildirmektedir.
Cildi etkileyen faktörler
*
Biriken toksinlerin etkisiyle, cilt oksijen alamaz, hücrelerin gelişimi ve yenilenmesi tehlikeye girer.
* Doğal etkiler, Yağ artıkları, Ter kalıntıları, Dış etkiler, Atmosferik kirler (Hava kirliliği, gazlar, sigara dumanı), Toz, Makyaj kalıntıları. Cildin kirlenmesine yol açar
*Cilt kırışıklıkları konusunda içki ve sigaranında çok etkisi vardır. Sigara içerdiği maddeler nedeni ile damarların büzülmesine ve kan akımının azalmasına neden olur. Ciltte tahrişlerine ve kurumalarına neden olurlar.
*Daha derinlerde kirler UV ışınların etkisiyle okside olabilirler ve serbest toksinlerin çıkmasını engellerler. Cildin derinine giden toksinler epidermanın bariyer tabakasının üzerine yayılır ve cilt hücrelerinin çalışmasını bozar. Cildi kirlerden oluşan toksinlerden temizlenmesi gereklidir.
*Barındırdığı çok geniş damar yapısı ve ter bezleri sayesinde vücut ısısının sabit tutulması gerekir.
* Ter gibi salgılarla vücutta bazı artık maddelerin birikmeden dışarı atılmasını sağlanması lazımdır.
* Vücudun ihtiyaç duyduğu vitaminler ve minerallerin önemi büyüktür
* Cildin oluşturduğu pigmentlerin önemi büyüktür. UV (ultra viyole) ışınlarının olumsuz etkilerinden bizi korur


Devamını okuyun...>>

BAŞAĞRISINDAN KURTULMANIN YOLLARI


Çikolata: Doğal anti depresan özelliği vardır. Acı olanları, sütlülere oranla 2 kat fazla magnezyum ve demir içerir. Sinirleri gevşetici özelliği sayesinde, baş ağrısını dindirir.
Taze meyve: Baş ağrıları yiyeceklerle daha da artar. Bunun nedeni tuz ve katkı maddeleridir. Taze meyveleri tercih edin.
Yeşil sebze: Kurutulmuş meyve, yeşil sebze gibi yiyecekler, başınızdaki kasların rahatlamasını sağlayacaktır. Migren ağrısının başlamasına neden olan peynir, kahve, kırmızı şarap gibi yiyeceklerden uzak durulmalıdır.
Biberiye: Kimyasal içerikleri sayesinde, doğal bir ağrı kesici görevi görür.
Nane: Nane çayı baş ağrılarını dindirmek için birebirdir. İçerdiği mentol ve menton doğal yağları sayesinde, başta mide olmak üzere tüm mideyi rahatlatma etkisine de sahiptir.


Devamını okuyun...>>

SİNİRLİOT KANI TEMİZLİYOR


TAZE sinirliot yapraklarıyla hazırlanan şurup kan temizleyici etkiye sahiptir ve her öğünden önce kullanılmalıdır. Yetişkinler 1 yemek kaşığı alırken, çocuklar yarım tatlı kaşığı alabilir. Sinirliot şurubu 2 ayrı reçeteye göre hazırlanabilir:
1- İki avuç dolusu iyice yıkanmış taze sinirliot yaprağı, kıyma makinesinden geçirilir. Bu yaprak lapası biraz su eklenerek sulandırılır. 250 gr çiçek balı ve 300 gr ham şeker eklenir. Çok düşük ısıda sürekli karıştırılarak kaynama derecesine geldiğinde ocaktan indirilir. Yaprak, bal ve ham şekerden oluşan ağdalı şurup, kavanozlara aktarılır ve buzdolabında saklanır.
2- Yıkanmış sinirliot yaprakları bir çömleğin veya cam kabın dibine bir kat dizilir ve üstüne bir kat ham toz şeker serpildikten sonra yine bir kat yaprak dizilir. Kap dolana kadar bu işlem sürdürülür. Kap dolduktan sonra, besinlerin korunmasında kullanılan ince plastik folyolarla, hava almayacak biçimde ağzı iyice örtülür ve bahçeye gömülür. Üstü toprakla örtülmeden önce, kap bir tahta parçasıyla koruma altına alınır. Toprağın altındaki değişmeyen ısıda sinirliot-şeker karışımı mayalanmaya başlar. 8 hafta sonra kap topraktan çıkarılır, oluşan şurup kısaca kaynatılır ve soğuduktan sonra şişelere aktarılır


Devamını okuyun...>>

MEME KANSERİNE KARŞI SOYA FASULYESİ


Soya fasulyesinin çok yendiği Asya ülkelerinde meme kanserinin daha az görülmesi nedeniyle, bu maddenin meme kanseri riskini azalttığı ileri sürülüyor. Soya fasulyesi, vücudumuzda bulunan östrojen hormonuna benzeyen ve 'phyto östrojen' denilen bitkisel kaynaklı bir kimyasal madde içeriyor
Beslenme alışkanlıklarının kanser gelişimi ve kanserden korunmada etkili olduğu önemli bir gerçek. Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Bike Kocaoğlu, beslenme ve kanser arasındaki ilişkiye yönelik son araştırmalarla ilgili sorularımızı yanıtladı...
Beslenme ve kanserin ilişkisi nedir?
Kansere yol açan ve 'kanserojen' dediğimiz etkenlerden uzak kalarak, kanser gelişmesini önleyen besinlerden bol tüketerek, kanserden korunabiliriz.
Beslenme şeklinde kanser gelişme riskini artıran etkenler nelerdir?
Yağlı beslenmenin kanser gelişmesine neden olduğunu gösteren birçok çalışma var. Yağlı beslenmenin DNA'sı bozulmuş olan hücrenin çoğalmasını kolaylaştırdığı ileri sürülüyor. Ayrıca, alınan yağın vücutta yakılması sırasında bol miktarda serbest oksijen radikallerinin ortaya çıktığına ve bunların kanser gelişme riskini artırdığına inanılıyor. Özellikle sature yağlardan alınan yağların etkisinin daha fazla olduğu biliniyor. Bu nedenle sature yağları içeren kırmızı et ve tereyağı gibi hayvansal yağlardan uzak durulması öneriliyor.
Besinin pişirilme şekli önemli midir?
Eğer besinler tavada (yağda kızartma) veya ızgarada (közde) pişiriliyorsa, çok yüksek ısıda pişiriliyor demektir. Bu sırada ortaya çıkan bazı maddeler (heterosiklik) kanserojen etkenlerdir. Besinlerin sık sık bu şekilde pişirilerek yenmesi kanser riskini artırıyor. Özellikle kızartmada kullanılan yağların birkaç defa kullanılması bu riski daha da artırıyor. Zeytinyağı kızartmada kullanıldığında, diğer sıvı yağlara kıyasla daha az kanserojen etkisi olan serbest oksijen radikalleri ortaya çıkıyor. Bu nedenle kızartmada zeytinyağı öneriliyor. Besinlerin haşlanarak pişirilmesi ile bu sorun ortadan kalkıyor. Haşlama için kullanılan suyun içine birçok besleyici madde geçtiğinden, bu suyun dökülmemesi gerekiyor. Diğer bir yöntem de besinlerin buhar yoluyla pişirilmesi. Besinlerin pişirilmesi sırasında içerdiği antioksidan maddelerin korunması için en uygun yöntem olarak, buharda veya mikrodalga fırında pişirilmesi öneriliyor.
Besinin saklanma şekli önemli midir?
Taze sebze ve meyve bulunamadığında, donmuş gıdalar tercih edilir. Çünkü donmuş gıdalar hemen tazeyken dondurulduğu için besin özelliklerini korurlar. Donmuş gıdalar konserve yiyeceklere tercih edilmeli.
Beslenme şeklinde kanser gelişme riskini azaltan önlemler nelerdir?
Tahıllara, baklagillere, sebze ve meyvelere dayanan beslenmeyle kanser riskini azaltmak mümkün. Özellikle prostat, meme kanseri gibi hormon bağımlı kanserlerde bu tür beslenmenin kanseri önlediği biliniyor. DNA'da bozulmaya yol açan acetaldehit'in bu etkisini, bir B vitamini olan folat engelliyor. Şu halde alkol kullanan kadınların bol folat içeren diyetle beslenmeleri öneriliyor. Bu sayede meme kanseri risklerini, alkol kullanmayan kadınların seviyesine indirebiliyorlar. Folat; ıspanak, pazı, marul benzeri yeşil yapraklı sebzelerde, limon, portakal suyu gibi narenciyede, kuru fasulye, kuru bezelye gibi baklagillerde bol miktarda bulunuyor. Her gün bir bardak alkol alan kadınların diyetlerinde bu besinlerin bulunması, meme kanseri risklerinin artmasını önlüyor. Soya fasulyesi, vücudumuzda bulunan östrojen hormonuna benzeyen "phyto" östrojen dediğimiz bitkisel kaynaklı bir kimyasal madde içeriyor. Soya fasulyesinin çok yendiği Asya ülkelerinde meme kanserinin daha az görülmesi nedeniyle, bu maddenin meme kanseri riskini azalttığı ileri sürülüyor. Fakat bu görüşü destekleyen bilimsel bir çalışma bulunmuyor.


Devamını okuyun...>>

CİLT PARLAKLIĞI İÇİN


A vitamini ciltte mucizeler yaratır, hücreleri yeniler. Gençlik vitamini olarak tanımlanan C vitamini cildi gergin ve dolgun gösterir. E vitamini yüzdeki ince çizgileri azaltır. Selenyum dokulara nefes aldırır. B-6'nın yeri cilt için her zaman çok özeldir. Yeşil çay ve soya fasulyesinin mucizevi etkisine ise diyecek yok.
Aldığımız veya kendimizi yoksun bıraktığımız tüm gıdalar; genetik yapımızdan hormon dengesine, cildin yağ ve nem oranından genel savunma sistemine, hafızamızdan gözlerimize, sindirim sorunlarından saç ve tırnaklarımıza, hatta duygularımıza, karakterimize kadar yansır. Hele cildimiz, gıdalara karşı öylesine duyarlıdır ki! Güzel, gergin ve ışıltılı bir cilt için bazı besinlerden ve besin takviyelerinden yararlanmak gayet akıllıcadır. Zaten kozmetik sanayi bunlardan adamakıllı yararlanıyor. Bugün size birçoğu cilde haricen de uygulanan bu besin takviyelerinden söz edeceğim.
Cilt dostu beslenme destekleri
Cildimizi geliştiren besinlerin en önde gelenleri, A-B-C-D-E-K vitaminleri, bakır, krom, çinko, demir, selenyum, magnezyum gibi mineraller, coenzim Q-10 enzimi, omega 3 ve omega 6 gibi temel yağ asitleridir. Daha birçok gıda gibi, likopen, yeşil çay ve soya fasulyesi de cildimizi koruyan ve geliştiren, son moda antioksidanlar arasında yer alırlar. Şimdi isterseniz, cildimizin penceresinden bakarak, bu notları biraz genişletelim.
A vitamini ve betakaroten
A vitamini, tek kelime ile ciltte mucizeler yaratır. Akneli veya güneşten hasar görmüş ciltler A vitamini ile tedavi edilir. Bu vitamin, hücre yenilenmesini sağlar, saçları ve mukoza dokusunu korur, yaraların hızla iyileşmesinde önemli bir rol oynar. A vitamini önemli bir antioksidan olduğu için vücudumuzun ve cildimizin enfeksiyonlara karşı direncini arttırır. Betakaroten, A vitamininin değişik bir formudur ve en az A vitamini kadar etkilidir. A vitamininde doz aşılırsa deri kalınlaşır ama betakarotenlerin böyle bir tehlikesi de yoktur.
B vitamini çok özel
Vücudumuzda B vitaminleri eksikliği olması, birçok başka sorunun yanı sıra, cilt sorunlarına da yol açar. Çünkü B kompleks vitaminleri hücresel gelişim için gerekli olan enzimlerin oluşmasına yardımcı olurlar. Genel sağlık için tüm B vitaminleri gereklidir. Ancak cildi korumaya gelince, B-6'nın yeri çok özeldir. Bu vitamin, enfeksiyonları yaratan kimyasalları etkisiz hale getirir. B-3, B-5 ise cildimizin nemini korurlar.
C vitamini 'Gençlik Vitamini'
C vitamini cildimizi gergin ve dolgun gösteren 'kollajen doku'nun oluşumunda birinci derecede etkilidir. Aynı zamanda çok güçlü bir antioksidandır. Tüm bu nedenlerle 'Gençlik Vitamini' olarak bilinir. C vitamini, yara ve yanıkların iyileşmesini hızlandırır, cildimize parlaklık ve yoğunluk kazandırır, kan pıhtılaşmasını ve morarmaları önler, E vitamininin etkisini arttırır, demir emilimini güçlendirir ve stresin üzerimizdeki etkilerini azaltır. Şeffaf ve genç bir cilt için C vitamini çok önemlidir. Birçok kremin içine 'anti-aging' amaçlı olarak C vitamini ilave edilir. Bu kremler son zamanlara kadar pek yararlı olmuyordu. Çünkü kullanılan vitamin molekülleri cilde nüfuz edemeyecek kadar büyüktü. Ama artık cildin emebileceği nitelikte kremler geliştirildi. Bunları her yaşta kullanabilirsiniz.
D vitamini D vitamininin kemik sağlığı için önemli olduğunu gayet iyi biliyoruz. Ama daha fazlası da var. Çünkü D vitamini cildimiz için de gereklidir. Bu vitamin yaraların iyileşmesinde önemli bir rol oynar. D vitamini üretebilmek için biraz güneş ışığına ihtiyacımız var. Haftada 3 kez, 15 dakika kadar yüz, kol ve bacaklarımızı güneşe göstersek yeterlidir.
E vitamini
E vitamini çok etkili bir antioksidandır. C vitamini ve Selenyum ile birlikte alındığında etkisi artar. Bu vitamin hücre yenilenmesine yardımcı olur, yaşlanma sürecini geciktirir, ayrıca yaraların iyileşmesine katkıda bulunur.
E vitamini içeren kremler raflardaki yerini almadan önce, kadınlar gözaltlarına ve ciltlerinin kuru bölgelerine, E vitamini kapsüllerini açıp sürerlerdi. Yani bu vitaminin cildi güzelleştirdiği ve ince çizgileri azalttığı çok eskiden beri bilinir. Yüz kremlerinden vücut ve ayak kremlerine kadar, E vitamini katkılı birçok ürün bulabilirsiniz.
Selenyum
Selenyum, dokuların nefes almasını kolaylaştıran, cildin elastikiyetini arttıran, önemli bir antioksidandır. Aynı zamanda güneşten gelen UV ışınlarının zararlı etkilerini azaltır. E vitamini ile birlikte alındığında vücudumuzu toksinlerden korur. Öte yandan, cildimizi de çok etkileyen tiroid hormonunun etkin çalışmasını kolaylaştırır.
Bakır
Bakır peptid en etkili cilt yenileme ürünlerinden biri sayılır. Bu madde kollajen ve elastin üretimine yardımcı olan bir antioksidandır. Aynı zamanda cildimizi dolgun tutan başka maddelerin yapımına yardımcı olur. Bakır peptid kozmetikleri cildi hızla toparlar. Cildimizde hasar gören kolajen ve elastin'in yenilenmesini sağlar, daha sıkı ve pürüzsüz bir doku oluşmasına yardımcı olur.
Çinko
Azıcık çinko nelere kadirdir bir bilseniz! Vücutta 100 kadar enzimi harekete geçirir. Hücre yenilenmesi için gerekli olan genetik materyalin bir kısmını temin eder, A vitamininin kullanılmasını sağlar. Çinko cilt sorunlarında, özellikle aknede en etkin tedavilerden biridir. Cilde sıkılık ve gerginliğini veren kolajen ve elastin üretimine yardımcı olur, böylece zamansız kırışmayı önler.
Coenzyme Q-10
Son yıllarda kalp ve damar sistemini korumak için sıkça önerilen bu enzimin etki sistemi E vitaminine benzer. Anti aging yararları saymakla bitmez. Cilde haricen uygulandığında (ki bazı kremlerde var), cildin nem tutma yeteneği artar, kaz ayakları ve diğer ince kırışıklıklar azalır, yaşlılık lekeleri hafifler.
Popüler olanlar
Soyalı kremler cildin su tutma gücünü arttırıyor. İnce kırışıklıkların hafifletilmesinde etkili oluyor. Pişmiş domateste ise bol miktarda bulunan likopen, son derece etkili bir antioksidan. Cildimizi ne kadar antioksidanla beslersek, kalitesini o kadar arttırırız
Yeşil çay
Cilt bakımındaki son modalardan biri de yeşil çaydır. Arizona Üniversitesi'nde yapılan araştırmalar, bu modayı doğrular nitelikte. Konsantre haldeki yeşil çay cilde sürüldüğünde güneş hasarlarını önlüyor. Ayrıca iltihaplanmaya karşı direnci arttırıyor, cildi yumuşatıyor. Yeşil çay maskesi gözaltı morluklarını hafifletiyor.
Soya fasulyesiSoya fasulyesinde bulunan genistein maddesinin, kolajen üretimine yardımcı olduğu biliniyor. Ayrıca soyalı kremler cildin su tutma gücünü arttırıyor. Böylece ince kırışıkların hafifletilmesinde yardımcı oluyor. Soyanın doğal partikülleri ışığın yansımasını engelleyerek cildin daha pürüzsüz görünmesini sağlıyor. Cildimize dost olan daha sayısız gıda ürünü sıralayabilirim size. Örneğin Likopen! Pişmiş domateste bol miktarda bulunan likopen, son derece etkili bir antioksidandır. Kuşkusuz cildimizi ne kadar fazla antioksidanla beslersek, kalitesini o kadar arttırabiliriz. Sonra hemen her ürüne girmiş olan aloe vera, gayet kailteli bir omega 6 yağ asidi içeren 'evening primrose oil', bal, zeytinyağı, avokado, şarap ve daha birçokları


Kaynak:Hürriyet


Devamını okuyun...>>

YABAN ÇİLEĞİNİN FAYDALARI


Uzmanlara göre yaban çileği, bağışıklığı güçlendiren besin değeri yüksek bir meyve. Normal çileğe oranla daha küçük olan yaban çileği tam bir vitamin deposu.
Doğada kendiliğinden yetişen ve normal çileğe oranla daha küçük olan yaban çileğinin vitamin deposu olduğu bildirildi.
Çocuk felci, ağız ve deri yaralarını oluşturan bazı virüsler için öldürücü etki taşıyor. Halk arasında dağ çileği olarak da bilinen yaban çileği, C vitamini açısından oldukça zengin bir meyve.
Çileğin, aynı zamanda ishale yol açan bazı mikroorganizmaları durdurma özelliğine de sahip olduğunu belirten uzmanlar, "Yaban çileğinin besleyici ve vücuda zarar verecek bazı kimyasal maddelere karşı savaş veriyor. Sigaranın yarattığı damar tahrip edici özelliği azaltabiliyor.
C vitamini açısından zengin olan ve besleyici özelliği bulunan yaban çileği, vücuttaki serbest radikalleri, bir şekilde vücuttan atmaya yönelik bir fonksiyon içeriyor. Kırmızı meyvelerde mevcut olan; ancak yaban çileğinde yoğun miktarda bulunan antosiyanin pigmenti sayesinde, vücuttaki zararlı etkenlerle savaşan yaban çileği, aynı zamanda damar tıkanmalarını önleyici özelliğe sahip.
Ciltteki sivilce ve aknelere iyi geliyor. Kansere karşı koruyucu ve ilerlemesini önleyici özellikler içerir. İdrar söktürücü, romatizma ağrılarını azaltıcı etkisi vardır. Sinirleri kuvvetlendirip, bağırsak kurtlarını döker ve ateş düşürür. Çok güçlü bir besin olduğu için bazen alerjiye neden olabilir" dedi


Devamını okuyun...>>

PR.DR.ERKAN TOPUZDAN HAYAT KURTARAN ÖNERİLER


İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, kansere karşı nasıl beslenilmesi gerektiği yolunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte Prof. Dr. Topuz’dan kanserden korunma reçeteleri...
Kolon kanserine deve dikeni sütü
“Kolon kanserlerine gelince, kolon kanseri yapan nedir? Bir kere kabızlık en önemli faktör. Onun için bağırsaklarımızı muhakka yumuşak tutalım. Kırmızı etten kaçalım. Mesela dandelion denilen bir bir madde vardır. Türkiye’de henüz yok . Sonra taysıl dediğimiz deve dikeninin sütünden elde edilen bir madde vardır ki aşağı yukarı 30-40 yıldır Alman tıbbında 3-4 bin senedir dünya tıbbında vardır karaciğer kanserini korur. Kolon kanseri riski olanların günde bir gram calsium 100 mg aspirin alması lazım. Hasta olanların ise yoğurt yemesi lazım sürekli olarak. ”
Sucuk, salam ve sosisten sakının
“Beyaz un, beyaz şeker, konserve, sucuk, salam, sosis, hazır meyve suları, margarin; bunlar genellikle kanserojen maddelerdir. Soya yağı ve keten tohumu meme kanseri olan ve sektörleri pozitif olan hastalara vermeyin. Ancak soya yağı, soya sütü, keten tohumu çocuğumuz küçük ve kansere meyili varsa o zaman korur. Bakın ne kadar çelişkili.”
Kanser olan süt içmesin
“Büyüme hormonu sütle de vücuda geçiyor. Bu sütü çocuklar için söylemiyorum kanserli hastalara verdiğimiz zaman kanserde insülin seviyesini yani kanserojen maddeyi de yükseltiyor. Kanser hastaları neler yapmalı? Bir kere kilo almamalılar. Spor yapmalılar. Yağlı gıdalardan kaçmalılar. Hormonlu gıdalar almalılar. Doğum kontrol hapı da almalılar. ”
Doğum kontrol hapına dikkat!
“Kadınlar eğer memesinde fibrokist, ailesinde kanser varsa menopoza girdiği zaman kesinlikle hormon almamalı ve muhakkak çok sık meme kontrolleri yaptırmalı. Doğum kontrol hapını bir seneden fazla kullanmayın. Bir sene dinlenin. Çünkü over (yumurtalık) kanserini korur meme kanserini artırır.”
Yoğurdu evinizde yapın, keçi peyniri yiyin. Cevizi de unutmayın!
“Yoğurdun üzerindeki yeşil su mideye zararlıdır. Brokoli, karnabahar, lahana, kırmızı lahana, kıvırcık salata, semiz otu, kırmızı turp salatası, kereviz, yeşil kabak ama bunlar mevsiminde yiyeceksiniz, turfanda değil... Ayrıca bunlar kemoterapi esnasında yenmeli. En makbul gıda, en ucuz gıdadır. Şimdi soğan ve sarımsağa gelelim. Ceviz çok faydalı, günde 4-5 acıbadem yenmeli. Kavrulmamış kayısı çekirdeğini 5 taneden fazla yemeyin, içinde bir madde vardır 15 tane yerseniz diger tarafa gidersiniz. 3 kara üzüm, kara erik, kara kayısı ama tazesini yiyeceksiniz. Kışın ise güneşte kurumuş gül kurusu makbuldur. Yoğurdu evde yapacaksınız. Katkısız olacak. Probiyotikten yapın ve soğuk sütün içine atın. Keçi peyniri ve çökelek de çok faydalıdır, özellikle karaciğer kanserine...
Süte bir bardak limon dökün, kesilsin ve içinde kalan peynirimsi kısmı dökün, suyunudan bardak bardak için... Şile Ağva ve Kilyos’ta kendiniz toplayın böğürtlenleri. Kendisini yerseniz elledit asit var böğürtlenin hem yaprağında hem meyvesinde, hem kökünde. Ama meyvesi bir ay sürdüğü için yaprağını veriyoruz. Böğürtleni bu mevsimde yani simdi alın toplayın, bunun şurubunu yapın. Çorba kaşığıyla, kolon kanserine büyük şifadır.
Kırmızı et olarak kuzu yiyin
“Genelilkle beyaz eti tavsiye ediyoruz. Balık tavuk hindi ve arkasından haftada bir kez kırmızı et veriyoruz. Ama lütfen kırmızı ette kuzu etini tercih ediniz. Çünkü genellikle zavallı kuzular hiçbir şekilde zehirlenmemiştir. Niye kırmızı et zararlı diyoruz. bakın hayvanlar genellikle otluyorlar. Etraftan inteksit (zehirlenmiş) dediğimiz otları yiyorlar o da doğrudan doğruya adalesine gidiyor Ayrıca biz bunlara growth factors yani büyüme hormonu veriyoruz. Bir de kırmızı etin öz yapısında kansorejen madde var. Zavallı kuzunun daha otlamadan gırtlağını kesiyoruz. Ne hormon veriyoruz ne bir şey”
Kız çocuklarınıza asla turfanda yedirmeyin
“20 yaşına kadar bu diyet yapılırsa yüzde 60 kurtulur. 20 yaşından sonra ise yüzde 20 korur. En çok kadınlarda görülen meme kanseri; kız çocuklarını hormonal beslenmelerden uzak tutmak lazım. Tüm gıdalarımızda hormon var. 15 Eylül’den 1 Ekim’e kadar domatesinizi salçanızı yapın. Sakın turfanda yemeyin. Karnabahar varken brokoli yemeyin. Brüksel lahanası değil, oturun 400 liralık lahana yiyin. Lahana brokoli semizotu karnabahar meme kanserinin en büyük düşmanları. 12 yaşında erken bluğ, meme kanseri için çok önemli bir potansiyeldir, meme kanserini arttırır. Haftada 3 kez yada daha fazla fast-food yiyen gençlerde beyin kanseri enf kanseri ve kan kanseri 3 kat fazladır. Haftada 1 kere yesinler.
En faydalısı kanola yağı
“Fındık yağı, kanola yağı, zeytin yağını tavsiye ediyorum. Kanola yağı dünyada çok yaygın Türkiye’ye de yeni girdi ve en ucuz en kaliteli bitki yağıdır. Kanola ve zeytin yağı, keten tohumu ve soya yağı vermeliyiz çocuklara. Kadınlara kansere yakalanmadan önce vermeliyiz ama kadın kansere yakalandıysa bunları vermeyiniz çünkü kanseri azdırır. İlk başta korur sonra azdırır. Kemoterapide trombosit düşürdüğü iddia edilir. Isırgan yaprağı ısırgan kökünün çayı prostat kanserine faydalıdır Yeşil çay prostat, meme, kolon ve mide kanserlerine karşı korur ancak iki kupa içeceksiniz. Şöyle birleştiriyorum hastalarıma; bir yeşil çay iki böğürtlen yaprağı üç limon kabuğu dört ısırgan yaprağını karıştırın.


Devamını okuyun...>>

TOPUK VE DİRSEK BAKIMI


TOPUK ÇATLAKLARINA ELVEDA
büyük bir kaba koyduğunuz sıcak suya 1 çorba kaşığı giliserin ve deniz tuzu ekleyin ayaklarınızı bu karışımda yarım saat bekletin sonra ponza taşıyla topuklarınızı ovun.
bu uygulamaan sonra 10 aspirini dövün ve vazelinle karıştırarak krem haline getirip ayaklarınıza sürün. yünlü çorap giyin

DİRSEK BAKIMI
Dirsekleriniz sertleşmeye başladı. Ne yapacağınızı bilemiyor ve paniğe kapılıyorsunuz. Ama buna hiç gerek yok. Yapmanız gereken çok basit bir şey var. Bir parça pamuğu sütle ıslatın ve dirseklerinize sürün. 15 dakika bekletin. Bu işlemi bir hafta boyunca her gün tekrar edin. İpek gibi pürüzsüz dirseklere kavuşun
Derinin, vücudun diğer kısımlarına kıyasla, dirseklerde daha kuru olması normaldir. Ama, eğer dirsekleriniz fazla kalınsa, yediklerinize dikkat etmeniz gerekir. Bu yüzden yeterli A vitamini almalısınız. Yumurta sarısı, havuç, kabak ve tereyağı A vitamini açısıdan zengindir.
MAYDANOZ İYİ GELİYOR
Haftada iki kez, doğal yollardan elde edeceğiniz yumuşatıcı bir kimyasal aşındırma uygulayabilirsiniz. Ilık badem yağı batırılmış bezi, diseklerinize sarın. Bu uygulamanın ardından, üzerine bol miktarda sofra tuzu döktüğünüz yarım limonla dirseklerinizi ovun. Duruladıktan sonra, bolca krem sürün. Dirsekleriniz çatlayacak kadar sertleşmişse, maydanoza başvurun. 50 gr maydanoz üzerine 100 gr kaynar su dökün. 2 hafta boyunca her gün, bu suya batırılmış bezleri dirseğinize sarabilirsiniz. Çok iyi bir sonuca ulaşacaksınız.
Dirsekleriniz, sizi rahatsız edecek şekilde koyu renkteyse bu durumu hafifletmek için işe limonla ovarak başlayabilirsiniz...
Dirseklere, banyo ya da duş sırasında, lif eldiven, sert ve doğal kıllardan yapılmış bir banyo fırçası ya da bitkisel liflerden bir sünger ile masaj yapabilirsiniz. Böylece, renkleri açılacak ve yumuşayacaklardır; tabii ki, krem ya da bonya sonrası yağı ile nemlendirmek de gerekli.
Haftada iki kez, doğal yollardan elde edeceğiniz yumuşatıcı bir kimyasal aşındırma uygulayabilirsiniz. Ilık badem yağı batırılmış bezi diseklerinize sarın (dirseklerinizi direk olarak yağın içerisine de batırabilirsiniz). Bu uygulamanın ardından, üzerine bol miktarda bol miktarda sofra tuzu döktüğünüz yarım limonla dirseklerinizi ovun. Duruladıktan sonra, bolca krem sürün.
Aynı miktarda krem ve baldan oluşan bir karışıma bir kaç damla zeytinyağı ilave edin. Dirseklerinize masaj yapabileceğiniz besleyici bir krem elde edeceksiniz.
Zeytinyağı dirsek ve tırnaklar içinde yararlıdır


Devamını okuyun...>>

İNCİRİN FAYDALARI



Faydaları saymakla bitmez. Sesiniz mi kısıldı yapacağınız iş basit
Yaş incirin kurutulduğunda bünyesindeki kalsiyum 4.6 kat artıyor.
Enerji verir
Vitamin ve mineral bakımından zengin bir gıdadır.
Bağırsaklardan toksik maddelerin atılması kandaki kollestrol seviyesinin düşürülmesi gibi faydaları da vardır.
Bağırsak iltihabı olanlar inciri çok yemelidir.
İncirin kurutulmuşu çok değerli olup, iyi bir besin kaynağıdır. Balgam söktürücü, yumuşatıcı olarak kullanılır.
Ayrıca kış aylarında vücudun direncini arttırır, pek çok sağlık sorununa karşı güç ve dayanıklılık kazandırır.
İncirin bünyesinde şeker, albüminli maddeler, organik asitler, pektin, provitamin, A, B1, B2, C vitaminleri, magnezyum, kükürt, fosfor ve unlu maddeler bulunur.
İnciri cevizle birlikte yerseniz hem vücudunuzu zehirlerden korur, hem de bronşite iyi gelerek öksürüğü keser. Nezle için de faydalıdır.
İnciri sütle ya da sirkeyle eğer oda olmazsa yalnızca zeytinyağına batırıp yiyerek basur şikayetinizi ortadan kaldırabilirsiniz.
Sesiniz kısıldığında hemen bir inciri bir su bardağı kadar sütün içine koyup bir cezvede kaynatın. Ilık ılık bu şurubu için, çok yararını göreceksiniz.
Yaş dalları kırıldığında akan sütümsü beyaz sıvı, nasır ve siğillere sürülür.
Yaşı kurusundan daha fazla tercihe şayan olan incir vücuda kuvvet verir. Anasonla beraber yenen incir hem kan yapar, hem de şişmanlatır. Bağırsak iltihabı olanlar inciri çok yemelidirler.
Kuru incir, içerdiği protein miktarı yönünden fakir, sentezinde kullanılan aminoasit çeşidi açısından zengindir, bu nedenle hücre gelişimini destekler.
Ayrıca kuru incir, boğaz ağrısı bronşit ve öksürüğe de faydalıdır


Devamını okuyun...>>

ÇÖREK OTU YAĞININ FAYDALARI


Çörek otu yağı içinde barındırdığı; hoş kokulu yağlar, elementler, enzimler ve vitaminler gibi içerisinde bulunan yüzden fazla öğeden dolayı oldukça faydalıdır. Içinde Omega 3 ve Omega 6 ihtiva eden % 58 oranında temel yağ asidi bulunmaktadır.
Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir.
Ifraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir.
Kansere karşı koruyucu etkisi vardır.
Kan şekerini düzenler.
Yorgunluk halini giderip zindelik verir.
Damar sertligi,damar tıkanıklıgı hastalıklarını önler.
Tansiyon ve kolestrolün normale dönmesini saglar
Cinsel gücü arttıcı etkisi vardır.
Hazmı kolaylaştırır.
Vücuttaki zehirleri süzerek atar.
Idrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.
Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.
Alerjiyi önler.
Savunma sistemini dengeler.
Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.
Sac dökülmesi ve kepege karsı haricen sürülür
Grip,nezle,bas agrısına burundan damlatılarak (3 damla)kullanı lır
Kulakda üsütme ve iltihap durumlarında damlatılarak (3 damla )kullanılır.
Göze 2 damla damlatılırsa ,gözdeki mikropları öldürür.
Sinüzitte sabah ve aksam buruna 1,2 damla damlatılır ve 1 hafta devam edilir
Çörek otu Yağı ve Tohumunun Çeşitli Bölgelerde Kullanılma Yerleri ve Kullanılma Şekilleri:
Astım ve Bronşiyal Problemler (Uzak Doğu, Orta Doğu ve Malezya)
Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Günde iki defa alıır. Aynı zamanda, her gece Çörek otu yağı ile göğüs ovulur ve kaynar su içindeki Çörek otu yağının buharı nefesle içeri çekilir.
Sırt ağrısı ve diğer Romatizma çeşitleri (Orta Doğu ve Malezya)
Az bir miktar Çörek otu yağı hafifçe ısıtılır ve daha sonra romatizmalı alan yoğun bir şekilde sıvazlanır.
Ishal (Hindistan ve Orta Doğu)
Bir fincan yoğurt ile bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Belirtiler kayboluncaya kadar karışımdan günde iki defa içilir.
Kuru Öksürük (Orta Doğu ve Kuzey Afrika)
Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve günde iki defa alınır. Göğüs ve sırt Çörek otu yağı ile ovulur.
Grip ve Burun Tıkanıklığı (Genel)
Herbir burun deliğine 3-4 damla Çörek otu yağı akıtma, burun tıkanıklığını ve kafanın soğuk algınlığı ızdırabını giderebilir.
Saçın Kırlaşması(Genel)
Çörek otu yağı ile düzenli bir şekilde saçlara masaj yapılması, saçların erken kırlaşmasını önleyebilir.
Saç Dökülmesi(Hindistan ve Orta Doğu)
Kafa derisinin tamamına limonu darbeli bir şekilde sürün ve takriben 15 dakika böylece hareket edin. Sabunlayın. Durulayın ve saçların tamamını kurulayın. Daha sonra Çörek otu yagı ile kafa derisinin içine masaj yapın.
Saman Nezlesi (Orta Doğu)
Bir tatlı kaşığı Çörek otu yagını bir bardak limon suyuna karıştırın. Belirtiler giderilinceye kadar, günde iki kez alın.
Başağrısı (Genel)
Alın ve kulaklara yakın yüz kısımları Çörek otu yağı ile ovulur ve kafa bandajlanır. Aynı zamanda bir çay kaşığı Çörek otu kahvaltıdan önce alınır.
Sağlıklı Cilt (Hindistan)
Bir çorba kaşığı Çörek otu yağı ile bir çorba kaşığı zeytin yağı karıştırılır. Bu karışım ile yüz ovulur ve en az bir saat böyle devam edilir. Sabunla yıkanır ve durulanır.
Yüksek Tansiyon (Hindistan)
Kahvaltıdan önce her sabah iki diş sarmısakla birlikte herhangi bir içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak alın. Çörek otu yağı ile bütün vücudunuzu ovun ve üç günde bir kez 1.5 saat güneş ışınlarına maruz bırakın. Bu işlemlere bir ay devam edin.
Uyuşukluk ve Yorgunluk (Türkiye)
Bir bardak saf ve taze portakal suyu ile bir tatlı kaşığı Çörek otu yagına her sabah 10 gün boyunca devam edilir.
Hafıza Düzeltme (Orta Doğu)
100 mg kaynatılmış nane içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve 15 gün içmeye devam edilir.
Kas Ağrıları (Genel)
Ağrıyan yerler Çörek otu yağı ile ovulur.
Iktidarsızlık (Genel)
200 g zeytin yağlı öğütülmüş Çörek otu tohumu, 100 g günlük, 50 g Çörek otu yağı, 50 g zeytin yağı, 200 g saf bal güzelce karıştırılır. Her öğünden sonra bir çorba kaşığı alınır.
Uyku Bozukluğu (Genel)
Balla karıştırılmış herhangi bir sıcak içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı ilave edilip akşamları içmeye devam edilir.
Ülserler(Yaralar) (Endonezya ve Hindistan)
Süsen kökü yağı ile veya kına bitkisi yağı ile karıştırılır. Daha sonra cerahatlı yaralar üzerine yayılır. Sonra sirke ile muamele edilerek yıkanır.


Devamını okuyun...>>

Hayat Kurtaran 7 Besin


Kalbi koruyor
* BADEM: Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.
Diyabeti önlüyor
* KAHVE:
Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.
Sinirleri rahatlatıyor
* TARÇIN:
Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı yemek istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini unutmayın.
Patatesi haşlayın
* PATATES: Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi'ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17'nci sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdekten sonra yemeyi tercih edin.
Kaslar için faydalı
* SEBZE ÇORBASI:
Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca, özellike sebze çorbası sodyum bakımından zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum, sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500 miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir ters etki yaratıyor.
Kansere karşı birebir
* ZEYTİNYAĞI: Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı alanların idrarlarında, hücrelere zarar veren '8oxodG'adlı maddenin seviyesinin azaldığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanısıra iyi kolesterol (HDL) oranın artmasını sağlayarak kalbi koruyor. 1 çorba kaşığı zeytin yağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.
Kanseri engelliyor
* ÇAY: Siyah veya yeşil olsun, çayın her türü kanser riskinin azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran yüzde 60'a kadar çıkıyor. Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor.


Devamını okuyun...>>

SAĞLIĞIMIZ İÇİN


1. BAŞLICA HASTALIK SEBEPLERİ
Fazla yemek:
Çok yemek yenildiği zaman midenin daha çok enzime ihtiyacı olur. Enzimleri yapmak vücut için çok güçtür ve kıymetli maddeler gerektirir. Normal bir insan için 250 gr yemek yeterlidir. Bunu hazım ettirmek için kalp hiç zorlanmadan rahat çalışır. 2 kat yemek yenirse, kalbin yemeği hazım ettirmesi ve fazlalıkları çıkarttırması için 4 kat daha fazla çalışması gerekir. Bu da kalp için çok ağırdır. Mesela bir araba düzgün bir yolda hiç zorlanmadan harcadığı benzinin 2 katını taşlı, bozuk, dik yolda harcar. Mesafe aynı ama harcadığı benzin farklıdır. Böyle zorlanarak devamlı çalıştığında motor harap olduğu gibi insanın kalbi de devamlı ve çok çalışmaktan harap olur ve çabuk eskir. Genç insanlarda organlar kuvvetli olduğu için yenilen yemekleri hazım edebilir ve fazlalıklarını çıkarabilir. Fakat organların üzerine fazla yük bindiği için çok çalışmaktan çabuk eskir, kuvvetini kaybeder, zamanla fazlalıklarını çıkaramaz olur, depo yapar, vücudu yağ ve kireç toplamaya başlar.
Bazı insanlar çok yemelerine rağmen hep zayıf kalır ve bu durumlarının iyi olabileceğini düşünür. Hâlbuki hal öyle değildir. Çok yiyip zayıf kalanlar çok yiyip şişmanlayanlardan daha kötü durumdadırlar. Çünkü şişmanlar karışık ve yanlış yedikleri yemekten oluşan zehirlerin bir kısmını, vücudun topladığı yağlarda depolayarak, bu zehirlerin organları tahrif etmesini kısmen önleyebilmektedirler. Ancak çok yiyerek zayıf kalanlarda zehirli maddeler sürekli vücut içinde dolaşır. Böylece damarlarda, eklemlerde, organlarda ve kaslarda depolama yapar. Bu insanlar genelde sinirlidirler, sık hastalanırlar ve uyku bozukluğu yaşarlar.
Karışık yemek: Birbirine uygun olmayıp, hazım için ayrı enzim isteyen yemekler karışık yenirse hazım olunmaz çürür veya mayalanır. Örnek olarak karbonhidratlar ve proteinler birbirine zıt düşer. Çünkü bunların parçalanabilmesi için her ikisinin ihtiyaç duyduğu enzimler birbirine zıttır. Bu zıtlık her iki enzimin birbirini yok etmesini sağlayarak, hazmın gerçekleşmesini engeller ve böylece hazım yapılmayınca çürüme başlar. Hazım olunamayan yemek, bağırsakta toplanır ve zamanla bağırsağı genişleterek cepler oluşturur. Bu ceplerin içinde dışkısal taşlar toplanır ve yıllarca orada saklanır. Böylece bağırsağın duvarları kanalizasyon boruları misali zehirli artıklarla kaplanır. Buna bağlı olarak bağırsak ağırlaşır, hareketi yavaşlar ve sonuçta kabızlık meydana gelir. Bu durumda vücudun intoksikasyonu katastrofik şekilde büyür. (vücutta toksin birikmesi katlanarak artar) Vücut çok halsiz kalarak yorulur, gaz ve uyku meydana gelir. Çürümüş yemekler bağırsağı zehirleyerek kana karışır. Kandan bütün organlara ve hücrelere yayılarak onları zehirler ve hastalıklara yol açar. Çürümüş ve mayalanmış yemeklerden oluşan tuzlar vücutta kireçlenme yapar.
Çok sık yemek:
Yemeğin hazmını beklemeden bir şeyler yemektir. En hafif yemek 4 saatte hazım olunabilir, yemeğin ağırlığına göre hazım süresi 6–10 saate kadar uzayabilir. Bu zamandan önce bir şey yemeye başlayınca mide hazmını tamamen değiştirir ve midedeki diğer yemekler, karışık yemek gibi, hazım olmadan çürümeye başlar ve hemen gaz ve şişkinlik oluşur.
Ters yemek:
Proteinli yiyecekler (et, yumurta, peynir vs.) midede uzun zamanda hazım olunur. Karbonhidratlar, tatlılar, beyaz undan yapılmış yemekler, patates, meyve vs. midede çok durmadan bağırsağa geçerek orada hazmedilir. Su direk bağırsağa geçer. O yüzden önce su içmeli sonra meyve veya tatlı yenilmeli. Sonra sebze ve proteinli yiyecekler yenilmeli. Önce yemek yenilip, sonra meyve veya tatlı yenilirse, meyve hazım olmak için bağırsağa geçemez mayalanır, bütün yemek bozulur, çok gaz olur. Yemekten sonra su veya çay içilirse, yemekten ayrılmadığı için mideyi genişletir ve hazmı zorlaştırır.
Bekletilmiş eski, ısıtılmış ve hazır yiyecekler:
Taze sebze ve meyveler güneşten aldıkları enerji ile dopdoludur. Vücuda çok enerji verirler ve hazmı kolaydır. Pişirilince güneşten aldıkları enerjiyi tamamen kaybederler. Bu yemekler eskiyince (2–3 saat geçince) hiç bir enerjisi kalmaz toprak gibi olur. Eskimiş ve doğal olmayan hazır yiyeceklerin hazmı çok zor veya imkânsızdır. Yemekler piştikten sonra soğuk olarak yenilebilir (et, yumurta, sebze yemekleri, tatlılar ). Fakat fayda beklememelidir. Beklemiş zeytinyağlı yemeği tekrar ısıtmak mümkün değildir. Mikro dalgalı fırında ısıtmak ise daha tehlikelidir. Fırın çalıştığı sürece mikro dalgalar, dışarıya sızarlar ve insan vücuduna zarar verirler.
Zararlı düşünceler ve hareketler:
Zararlı düşünceler vücutta fazla miktarda hormonlar çıkarır. Bu hormonlar kana karışarak zararlı zehirler çıkmasına sebep olur. Bu zehirler beyindeki su havuzlarını bulandırarak çok sinir yapar ve psikolojik ve diğer hastalıklara sebep olabilir. Sinirli olan insanlarda, karaciğer sertleşmesi, çeşitli kalp hastalıkları ve dalak hastalıkları meydana çıkmaya başlar.
Çiftçilikte kullanılan ilaçlar:
(Hormonlar, suni gübreler, D.D.T ve başka zehirli maddeler) Bu ilaçlar ve D.D.T, kullanan insanların vücudunun hücrelerinde toplanarak bütün hayatı boyunca etki yapıyor. En çok da karaciğer, yumurtalıklar ve beyne zarar veriyor. Belki şimdi D.D.T kullanılmıyor fakat 35–40 yaşlarından büyük insanlarda D.D.T'den meydana gelen hastalıklar hâlâ var. Çünkü önceden kullanılan D.D.T hiç bir şekilde etkisini kaybetmez, bütün hayatı boyunca vücut onu çıkaramaz ve çocuklara da anneden süt ile geçer; çocuklara zarar vermeye devam eder.
Ev temizliğinde kullanılan temizleyici ve deterjanlar:Ev temizliğinde kullanılan deterjanlar, mikroplara ne kadar zarar veriyorsa akciğer, karaciğer ve beyne de aynı şekilde zarar verir. Bütün hastalıklara, ayrıca mantara yol açar. Klorlu deterjanlar (Tuz ruhu, çamaşır suyu, kezzap) bağırsak kanserine ve ağır akciğer hastalıklarına sebep olur. Bu kimyasal maddeler nasıl vücudu yıpratır zarar verirse hastalıkları tedavi için kullanılan bütün kimyasal ilaçlar ve haplar da (Ağrı kesici dâhil) vücudu yıpratıyor ve zehirliyor.
Bu yanlışlıkların hastalıklara yol açma sebepleri:Bozulmuş, çürümüş ve mayalanmış yemekler bağırsağa inince bunların meydana getirdiği zehir kana karışır, organlar alarma geçer. Vücudu korumak için bademcikler şişer, o zaman bademcikle mücadele ve onu aldırmak yanlışlık ve haksızlıktır. Zaten yemekleri düzeltince bademcik şişmesi olmaz.
Çürümüş yemekler bağırsağa inince, bağırsağın içindeki artıkları, zehirleri kana karıştırmadan çıkarma görevi yapan kılları çürütür. Bağırsakta kısım kısım kelleşme olmaya başlar. Kılların dökülmesiyle kelleşen yerlerdeki yaralar koruma görevi yapamayıp faydalılarla birlikte zararlı bütün zehirleri kana karıştırmaya başlar. Bağırsaktan zehirleri toplayan kan direk karaciğere geçer. Görevi kanı temizlemek, oradan kalbe, akciğere ve bütün hücrelere yaymak olan karaciğer kandaki pisliği, yağları ve zehirleri kendinde toplar ve büyümeye başlar. Kanı temizleyemez hale gelir. Hayat boyu vücut zehirli kanla çalışır. Dolaşan pis kan hücreleri kirletir. hücreler hasta olur.
Karaciğerin dolmasına kadar bütün hastalık sebepleri aynıdır. Karaciğer hasta olduktan sonra insanın tabiatına göre farklı hastalıklar meydana gelmeye başlar. Onun için hangi hastalık olursa olsun sebebi aynıdır. O zaman tedavi de aynıdır. Önce yemekleri düzeltmeli, sonra bağırsak temizlenip çalıştırılmalı, sonra karaciğer temizlenmeli, ondan sonra diğer hastalıklar tedavi edilmelidir.
Yemekleri düzeltmek için yemeklerin faydasını ve zararını bilmek lazımdır. Faydalı ve şifalı yemekler; su*, bal**, meyve**, sebze***, süt****.
Su:
En güzel su, akarsular, bataklıktan gelen sular ve buzdan eritilmiş sudur. Su buzluğa konulup pet şişede dondurulur. Erittikten sonra suyun üzerinde ve dibinde kirler oluşur. Üzerinden biraz boşaltılıp ortası içilmeli, dibinde kalan kirler yine bırakılmalıdır. Buzdan eritilen su 12 saat canlı sudur, sonra ağırlaşır. Bu sular hafif sulardır, vücudun bunları hazmında bir zorluk yoktur. Bu suların formülü vücudun suyunun formülü ile aynıdır. Kaynatılmış, durgun ve dükkândan alınan sular çok ağırdır. Vücut bu suları diğer sular gibi hafifletmek ve hazmetmekte zorlanır (Formül değiştirir). Sabah kalkıp abdest alındıktan sonra 3 yudum su içilirse bağırsaktaki kalıntıları indirir ve hemen büyük abdest gelir. Büyük abdest sorunu olanlar 3 yudum yerine 1 bardak su içmelidir.
Bal:
En güzel ve şifalı bal, donmuş olan baldır. (Taze ve hakiki bal 3 haftadan sonra donar.) Eritilmiş ve hiç donmayan bal şifa değildir. Balın fazlası da zararlıdır. Günde 1–3 çorba kaşığı yeterlidir.
Meyveler ve Sebzeler: Çiğ olan sebze ve meyveler insanın beslenmesi için mükemmeldir ve yeterlidir. Bunların proteinleri aynen vücudun proteinleri gibidir, hazmı çok kolaydır. Meyve ve sebzeler içinde organik asitler vardır, vücut için temizleyici ve şifa vericidir. Bu organik asitler sadece çiğ olan sebze ve meyvelerde çok kıymetlidir. Mesela elma ve ıspanakta bu asitler çok kıymetlidir. Elma çiğ olarak veya sirkesi yapılarak tüketilse vücut için çok şifalıdır. Ispanak: Çiğ olarak yenildiği zaman bütün vücudun kireçlerini temizleyicidir. Pişirildiği zaman vücutta şiddetli kireçleme yapar.
Süt:
Anne sütü iki yaşına kadar gerekli tek yemektir. Anne sütü olmazsa o zaman koyun veya keçi sütü insana inek sütünden daha uygundur. Bütün sütleri özellikle inek sütünü sağıldıktan sonra ılık içmek şifalıdır. Bekletilip ve kaynatıldıktan sonra içilirse yemek gibi olur şifası olmaz.
Pastörize sütlerin ise faydasından çok zararı vardır. Çünkü midede sütü hazım için sistem yoktur. Süt bağırsakta ve oradaki mikroplar ile hazım olunur. Eğer insan antibiyotik ile tedavi görmüş ise antibiyotik zararlılar ile beraber bağırsaktaki faydalı mikropları da öldürdüğü için süt hazım olunamaz. Balgam, kireçleme ve bütün damarlarda tıkanıklığa sebep olur. Yine de pastörize süt içilmek istenirse zencefil ile kaynatıp biraz ılıklaşınca bal ile karıştırarak içmektir. Zencefil sütün hazmını kolaylaştırır.
En güzel en sağlıklı olanı sütten yoğurt yapmaktır. Yoğurttaki mikroplar sütü hazmeder. Mikroplarla hazım olunmuş süt yoğurt olur ve vücut onu çok rahat hazmeder. Yoğurt sütte bulunan bütün faydaları taşır ve zararlarını yok eder. Yoğurt bir gün sonra biraz ekşiyince yenilmelidir. Mayalandıktan hemen sonra hiç ekşimeden yenilirse, süt sonuna kadar hazım olunmadan yenilmiş olur. Kefir ve kültürlemek de yoğurt gibi şifalıdır. Hatta kefir ve kültürlemek daha şifalıdır, çünkü onlarda bağırsakta bulunan faydalı mikroplar daha fazladır. Sabahları aç karna içilirse gazın yok olmasına ve bağırsakların çalışmasına yardımcı olur. Peynir yoğurtun suyu alındıktan sonra yapılır. Yoğurdun en şifalı sıfatlarını kaybeder, hazmı en ağır kısmı kalır. Peynirin hazmını kolaylaştırmak için domates salata gibi şeylerle birlikte yenilirse, bu sebzeler hafif sular taşıdığı için peynirin hazmına yardımcı olur.
3. FAYDALI YİYECEKLER
Meyveler yemekten önce veya ayrı zamanda, sebzeler yemekler ile yenilebilir. Sadece karpuz yemekten önce, sonra ve arasında yenilebilir. Bütün sebze ve meyveler tuz ve şekerle alerji yapabilir, sebze ve meyvelerin şifalı olması için karıştırmadan tek çeşit ve kesinlikle hiçbir şey eklemeden (şeker, kaymak) yenilmelidir.
Meyveler aynı cinsten olsa rengi de benzese yenilebilir. Mesela portakal greyfurt ile greyfurt mandalina ile portakal limon ile veya vişne kiraz ile yenebilir. Fakat aynı cinsten olduğu halde rengi farklı olsa, mesela biri beyaz biri kırmızı o zaman beraber karıştırarak yenilmemelidir, şişkinlik ve gaz yapar.
Limon: Limonun suyu suyla karıştırılıp aç karnına içilirse çok büyük şifadır. Kan asidini yok ediyor, bütün kireçleri eritiyor, taşları parçalayıp düşürüyor. Akciğerden balgamı çıkartıyor. Şeker veya tuzla yenilirse zehirdir.
Kavun: Yemekten ayrı yalnız yenilirse şifadır. Yemekten önce de yenilebilir. Yemekten sonra yenilirse çok zararlıdır.
Domates: Domates taze ve kabuklu yenilirse şifadır, ilaçsız ve tarladan yenildiğinde kansere karşı etkilidir. Piştikten sonra bekletilerek yenilirse vücutta taş yapar.
Patates: Çiğken kabuğuyla suyu sıkılıp, biraz su ile karıştırılarak içilirse bağırsak ve mide kanserlerine karşı etkilidir. Kabuklu olarak haşlanır veya fırında pişirilirse faydalıdır. Kabukları soyulup kavrulursa zararlıdır. Kalıntıları toplar, damarlarda tıkanıklığa sebep olur, varis ve basur yapar.
Anason: Böbrek, mesane, rahim, karaciğer ve dalak tıkanıklıklarını açar. Baş ağrısı için, safravi hastalıklar için çayı faydalıdır. Ezilmiş anason gül yağı ile birlikte kulak hastalıkları için iyidir. Hayzı söker, süt ve meniyi çoğaltıcı, zehrin zararını gidericidir.
Hindistan Cevizi: Gözü, karaciğeri, dalak ve mideyi kuvvetlendirici, idrar getirici, toplardamarları temizleyicidir.
Tarçın: Göz perdelenmesi ve kararmasını giderici, nezleyi, öksürüğü def edicidir. Yüzdeki siğillere, titremelere, baş ağrılarına faydası çoktur. Karaciğer tıkanıklığına, rahim ve böbrek hastalıklarına faydalı, her bozukluğu düzeltici ve kalbi açıcıdır.
Zencefil: Karaciğere, mideye, bağırsağa çok faydalıdır. Devamlı zencefil kullananlarda kanser olma riski azdır. Bağırsak hastalığı olanların hepsi zencefil kullanmalıdır.
Keten Tohumu: Diş etlerindeki, yüzdeki, ses tellerindeki şişkinlikleri giderir, ses bozukluklarını anında yok eder. Böbrek ve mesane taşlarını düşürür. Meniyi çoğaltır, idrarı çoğaltır, doğumu kolaylaştırır (tesiri şehveti kamçılamaktır)
Kimyon: İdrar zorluğunu giderir, gaz çıkmasına yardımcı olur, taşları düşürür ve yaraları yapıştırır.
Kereviz: Karaciğere, böbreklere, dalağa, mesaneye faydalıdır. Kolesterolü (kanın yağını) düşürür.
Badem: İdrarı tutar, öksürüğü giderir, karaciğer ve dalak tıkanmalarını açar.
Kekik: İdrar yollarına çok faydalıdır. Mideyi, gözü kuvvetlendiricidir.
Karanfil ve Reyhan: Kalbi kuvvetlendiricidir. Basuru giderir. Koklanırsa uyku getirir.
Kepek: Yumuşatıcı ve temizleyicidir, bal ile beraber bağırsak problemlerini giderir. Dövülmüş badem ve bal ile boğaza ve öksürüğe çok faydalıdır. Sivilcelere ve saç dökülmelerine iyidir. Kırmız pancar, havuç, elma rende yapılıp kepekle karıştırılarak, zeytinyağı ve limon suyu eklenir. Bu salata kadınların güzelliği ve sıhhati için en güzel kahvaltıdır.
Nar: Kan temizleyicidir. Yeşili çok idrar yapar. Ekşisi mideye, iltihaplı hastalıklara faydalı, diyabete ilaçtır. Tatlısı boğaz ve göğüs hastalıklarına iyidir. Ateşli hastalıklara ve her derde iyi gelir. Yemeklerin en güzelidir.
Buğday ve Arpa: Arpa suyu bal ile göğüs hastalıklarına, öksürüğe, yüz sivilcelerine, yaşlılara, ameliyat geçirenlere, kalp hastalarına ve bağırsağa çok iyidir.
Çimlenmiş Buğday ve Arpa: Bir miktar dövülmemiş buğday veya arpa yıkanıp kırılmış olanlardan ayıklanır ve ıslatılır. 3 saat suyun içerisinde beklettikten sonra suyu süzülerek, üzerine ıslak bez kapatılır. Karanlık ve ılık yere koyulur. 24 saat sonra küçük filizleri çıkar, güzelce yıkanıp bal ile karıştırılarak 2-3 çorba kaşığı yenilir, kilo yaptığı için kilolu olanlara 1 çorba kaşığı yeterlidir. Yalnız olarak yemek yerine yenilmeli, yemekten önce de yenilebilir. Bütün ne hastalık olsa şifadır. Sinir sistemi hastalıklarına, bağırsağa, yaralara çok şifalıdır. (Filizleri daha büyük olana dek bekletilirse yemek zor olabilir.) 3 veya 5 gün bekletilerek filizleri uzatılmış buğdaylar eskimiş yaralar için mükemmel bir ilaçtır. Bu buğdaylar filizleri ile dövülüp beze sarılıp yara içine veya üzerine koyulur, günde 2-3 defa değiştirilmelidir. Buğdaylar ezilirken biraz ılık su ilave edilebilir. Buğdaylar kullanılmadan önce muhakkak yıkanmalıdır. En eski yaralar kısa zamanda kapanır.
Sarımsak: Kan temizleyici ve bütün hastalıkları yok edicidir. Kurtları döker ve bitleri öldürür. Günde 1-3 yutulması şartıyla.
İncir: Bütün meyvelerin faydaları içinde toplanmıştır. Kanı dondurucu, kan eritici, balgam sökücüdür. Yaraları iyileştirir, yemek borularını açar ve boşaltır, bütün hastalıklara şifadır. Elma sirkesi içerisinde sulandırılmış 3'er incir (taze veya kuru) yiyen ateşli hastalıklardan kurtulur, safradan zarar görmez. Karaciğer, dalak, böbrek, mesane tıkanıklıklarını açar.
5. DİKKAT EDİLECEK YİYECEKLER
Beyaz ekmek: Beyaz undan yapılan bütün ekmeklerin hazmı ağırdır, kanda asit yapar, toplardamarda tıkanıklığa sebep olur (varis). Mayalı ekmek kat kat ağır ve zarardır, sıcak yendiğindeyse tam zehirdir. Bütün hastalıkların meydana gelmesi için mayalı sıcak ekmek yeterlidir. Sağlıklı ve vücuda hayat veren ekmekler kepekli undan yapılan yufkalar veya natürel mayayla (Ömer otundan) yapılan ekmeklerdir. Bunlar yapılamazsa hamur turuşla da yapılabilir. Hamur turuş: Mayalanmış hamurdan bir parça ayrılıp bir daha hamur yapılıncaya kadar saklanır. Tekrar hamur yapılacağı zaman maya olarak bu parça kullanılır. Bu hamurdan da bir parça saklanıp tekrar hamur yapana kadar bekletilir. O zaman zararı tam kaybolmaz fakat azalır, hamur turuşla yapılan hamur biraz geç kabarır.
Kızartılmış yağlar: Yağ gliserin ve organik asitten oluşur. Yağ kızartıldığı zaman asit ayrılarak serbest kalır ve zehir olur. Karaciğer hastalıkları ve bağırsak kanserine sebep olur. Bütün kızartılmış yağlar kanserojendir. Patates kabuğu ile birlikte, hiç kullanılmamış yağda kızartılıp hiç bekletmeden bazen yenilebilir. 1.5 saatten sonra zehir olur. Kızartma yağını 1 defadan fazla kullanmak mümkün değildir.
Kavrulmuş kuru yemiş de zararlıdır çünkü kuru yemişlerin içinde bol yağ olduğu için kavrulduktan sonra kızartılıp bekletilmiş yağ gibi kanserojendir. Tuzlu olursa daha zararlıdır fakat taze tüketilen kuru yemiş vücut için hem çok faydalı hem şifalıdır.
Kavrulmuş kahve de kuru yemişler gibi en şiddetli kireç yapıcıdır. Taze kahve kullanılabilir (yeşil) veya taze kahve kavrulup öğütülür ve hiç bekletmeden kaynatılırsa içilebilir.
Kahve içmek isteyenler için, taze kahve bile olsa yemekten önce ve yemekten sonra içmek mümkün değildir, ayrı zamanda içilmelidir.
6. HASTALIKLAR, RAHATSIZLIKLAR,
YÜKSEK TANSİYON: Fazla ve karışık yemek sonucunda yemekler hazım olmayıp çürüyor, bunlardan meydana gelen zehirler kana karışıyor. Kan çok koyu ve köpüklü bir hale gelerek ağırlaşıyor. Vücut bu kanın organlara ve hücrelere dağılmaması için damarları sıkıyor, zehirleri daha şiddetli çıkarabilmek için damarlara baskı yapıyor ve kan hareketini hızlandırıyor. İnsanlar bunun üzerine ilaç kullanmaya başlıyorlar. Kullanılan ilaçlar damarları genişletiyor ve zehirler vücutta kalarak depolanıyor, hastalığı daha çok ilerletiyor.
Yüksek tansiyon olmaması için karışık ve fazla yememeli. karaciger temizlemesi yapmalıdır.
KALP HASTALIKLARI: Doğuştan olan kalp hastalıklarının dışındakiler yani sonradan olanların hepsi bozuk yemeklerden kaynaklanıyor. Karaciğer hastalanıp sertleştiği, kanı temizleyemez hale geldiği zaman kirli kan kalbe gelerek kalp damarlarını kirletir. O zaman tedavi için ilk yapılacak şey önce yemekleri düzeltmek, bağırsakları çalıştırmak ve karaciğeri temizlemektir. Daha sonra kalp için tavsiye edilen ilaçlar kullanılır.
TÜMÖR VE KANSERLER: Kanserin başlama sebepleri çok çeşitlidir fakat en çok yemek bozukluklarından meydana geliyor. Burada yemek bozukluğundan olan kanserden bahsedeceğiz. Yetişkin insanlarda kanser ve tümör oluşması genelde vücuttaki kireçleme 20 kiloyu geçince başlar. Kireç 15 kiloyu geçince tümörler 20 kiloyu geçince kanser başlar.
Çürümüş yemekler bağırsağa inerek bağırsağı zehirler ve kana karışır. Zehirden korunmak için bademcikler şişer. Bademcikler sık sık şişince yanlış bir uygulama olarak ameliyatla aldırılıyor. Bademcikler alınınca çürümüş yemekler bu sefer apandistin şişerek iltihaplanmasına sebep olur. Gene yanlış bir uygulama olarak ameliyatla apandisit aldırılıyor. Apandistin görevi bağırsak için gerekli mikropları üretmektir ki bu mikroplar tümör hücrelerini yok eder. Apandisit ameliyatından sonra tümör hücreleri kontrolsüz kaldığı için kanla birlikte bütün organlara gider ve tümörler oluşmaya başlar.
Rafine olunmuş yemekler: Beyaz un, şeker, rafine olmuş yağlar yenilince vücut çok enerji kazanır ve onu kullanamaz. Enerji ise vücutta hiç toplanamayan bir şeydir. Vücut onu muhakkak harcamak zorunda olduğu için, hücre ve çekirdeklerine gönderir. Hücre çekirdeklerini bozarak enerjisini kullanır ve tümörler oluşur. Kızartılmış ve bekletilmiş yağlar, kahve, kakao, bisküvi, kavrulmuş kuru yemişler de kanserojendir.
ŞEKER HASTALIĞI: Gerçek şeker hastalığı (diyabet) genç yaşlarda başlar. Bu pankreas bozukluklarına bağlıdır ve tedavi etmek çok zordur. omur boyu seker hastalrı ıcın onerılen tedavı uygulanmalıdır
İleri yaşlarda başlayan şeker hastalığı diyabet değil sadece şeker dengesizliğidir. Onlar yemekleri düzeltmeli, bağırsakları ve karaciğeri temizlemelidir. O zaman şeker yükselmez. Daha emniyetli ve çabuk geçmesi için diyabetliler için yazılanlar tatbik edilmelidir.
GUATR: Guatr vücuttaki bütün bezlerin dengesizliğini gösterir. Bütün bezler bozuk olduğuna göre, sadece guatrı tedavi etmek faydasızdır. Bütün temizlemeler yapılmalı, sonrasında guatr ıcın onerilen ozel tedavisi uygulanmalı
ROMATİZMA: Romatizmanın sebebi de bütün hastalıklarda olduğu gibi çok, karışık ve bayat yemeklerdir. Tedavisinde ilk olarak bağırsak, karaciğer ve kireçler temizlenmeli. sonrasında romatizma ıcın onerilen tedavisi uygulanmalı
DALAK: Kandaki hastalıklar genelde dalak ile bağlıdır. Hangi dalak hastalığı olursa olsun tedavisi için yemekleri düzeltmeli, muhakkak karaciğer temizlenmelidir.
GÖZ: Göz hastalıkları böbrek, ince bağırsak, karaciğer ile bağlantılıdır. Önce bu organların tedavisi yapılmalı o zaman göz tamamen iyileşmese de daha kötüye gitmez. Ayağın orta parmağında sızlama olması da göz hastalığının işaretidir.
SAÇ DÖKÜLMESİ: Saçların durumu, karaciğer, bağırsak, böbrek, akciğer ve yumurtalıklara bağlıdır. Karaciğer ve bağırsak sağlıklı olmazsa saçlarda çok dökülme oluyor. Böbrek zayıf olursa saçlar seyrek, ince ve zayıf olur. Akciğere bağlı olursa kuru ve cansız, yumurtalıklara bağlı olursa çatallaşma olur. Karışık, düzensiz ve bayat yemeklerden meydana gelen zehirli kan saç diplerine gelir, bu zehirli kan saç kökündeki soğancıkları yakar. Saçlar ve tırnaklar vücut için çöplük yerindedir. Vücut fazlalıklarını ve atıklarını saçlara ve tırnaklara gönderir. Soğancıklar tam kurursa saçlar tamamen dökülür. Kelliğin yeni başladığı kişilerde saçlar zayıf da olsa belki yeniden gelebilir. Fakat eski olan kellikte saçların çıkması imkânsızdır (Çünkü soğancıklar kurur ve hiç bir zaman çoğalmaz). Saç dökülmesinde klorlu temizleyiciler, deterjanlar ve ilaçların (kortizon, mantara karşı ilaçlar, doğum kontrol hapları v.s.) etkisi çok büyüktür.
Kimyasal madde üreten fabrikalara yakın yaşamak, trafiğin sık olduğu yerlerde çok bulunmak, bilgisayarla çok çalışmak, eski bilgisayar ve mikro dalga fırın kullanmak, saç dökülmelerine sebep olur. Mikro dalgalı fırın kullanmak bütün vücut için tehlikelidir. Yemeği tekrar ısıtmak zaten mümkün değildir.
MANTAR: Kanın p.h. dengesi bozuk olursa ve kan asitli olursa mantara sebep olur. Tedavi için yemekler düzeltilmeli, karaciğer temizlenmeli ve bütün temizlemeler yapılmalıdır.
KURT olanlarda çok farklı ağrılar olabilir buna teşhis koymak çok zordur. Her yerde kurt yumurtası bulunur. Bu yumurtalar nefes veya ağız yolu ile herkesin vücuduna girebilir. Vücut sıhhatli olursa zaten onları çıkartır, sıhhatli vücut kurtların yaşayabilmesi için müsait değildir. Vücut sıhhatsiz olup bağırsakta devamlı pislik olursa kurt yumurtaları orada yerleşir ve çoğalmaya devam eder. Veya kurt yumurtaları nefes yolu ile vücuda girip akciğere ve kalbe, kalpten de damarlar yolu ile bütün organlara yerleşebilirler. Tedavisi için kanın p.h. dengesi çok önemlidir.
Hazır yiyecekler (konserve, bisküvi, salça, kavrulmuş hazır yiyecekler, hazır meyve suları, kola, çay, kahve, çikolata, şeker, beyaz ekmek) kanda asit yapar, asitli kanın temizlenmesi çok önemlidir. Çünkü kan asitli olmamış olsa kurt yaşayamaz. Küçük çocuklarda sadece yemekleri düzeltmek ve iç çamaşırını temiz tutmak yeterlidir.
MİGREN: Migren ağrısı, safra kesesi ve kalın bağırsakla bağlıdır. Kabızlık olsa, kalın bağırsağın sonundaki kısım genişliyor. Makat etrafında yaklaşık 100 tane akupunktur noktaları vardır ve hepsi beyinle bağlantılıdır. Bu ceplerde toplanan pislik akupunktur noktalarına baskı yapıyor, migren ağrıları meydana geliyor.
Varis ve basur hastalıklarında da bağırsak çalıştırılıp, temizlemeler yapıldığında, görüntüleri tamamen düzelmese de, her hangi bir rahatsızlık vermez.
TIRNAK BATMASI: Tırnak batması ayak başparmağında olur. Başparmağın iç tarafı karaciğer, dış tarafı dalak ile bağlantılıdır. Tırnak batması tırnağın tek tarafında veya 2 tarafında olabilir. Tırnak batması olduğu zaman sadece tırnak ile uğraşmak boşuna ve faydasızdır. Yemekleri ve fikirleri düzeltmek, karaciğeri temizlemek, dalağı tedavi etmek cok daha faydalıdır.
Zatürree: Zatürree akciğerde balgam toplandığının belirtisidir. Akciğerde balgam toplanınca nefes almayı zorlaştırır. Vücut yüksek ateşle, öksürmeyle, toplanan balgamları çözmeye ve çıkarmaya çalışır. Ateş ve öksürük zatürreenin geçmesi için çok faydalıdır. Zatürreenin iyileşmesi için akciğerdeki balgamların çıkması gerekir. Vücutta ateşin başlaması koruma sisteminin güzel çalıştığını gösterir. Ateşi geçirmek için ateş düşürücüler ve antibiyotikler alındığında ateşi keser kişi iyileşmiş gibi görünür fakat balgam vücutta hapsolunduğu için daha büyük rahatsızlıklara yol açar. Antibiyotik alındığında ise zararlı mikroplar ile beraber faydalı mikropları da öldürür, vücut dirençsiz kalır.
Kabızlık : Kabızlık çok tehlikeli, bütün hastalıkları davet edici, bütün hastalıkların başlangıcıdır. Anne sütü dâhil her yemekten sonra büyük abdest olmalıdır. Kabızlık 1 günden fazla olsa kendiliğinden geçmesini beklemek mümkün değildir. 1 gün çıkarmamış olsa hemen yemekleri düzeltmek gerekir ve bagırsakları harekete gecirmek uzere gerekli tedavi uygulanmalıdır.
İdrar tutamama: İdrar tutamama bezlerden kaynaklanıyor. 2 haftadan sonra çocuğu çişe alıştırmak lazım (çok kolay alışıyor) her emzirdikten sonra çişe götürülmelidir. Bezli çocuklar idrarın birikmesini beklemeden devamlı çiş yapar ve idrar tutma kilidi fonksiyonunu kaybeder ve çalışmamaya başlar. Çocuklarda ananizmaya yol açıyor (çocuklar az idrar yapmaktan zevk alır) Makat etrafında 100'ü geçkin akupunktur noktası vardır, bunlar beyinle ve başka organlarla bağlantılıdır. Bu noktaların devamlı bezin içinde pis kalmaları çocuğun zekâsını etkiler.
Bazen çocuklarda idrar tutamama kireçlenmeden de olabilir. (Büyüklerde sebep muhakkak kireçlenmedir.) O zaman idrar kilidi refleksini kaybeder, kontrolsüz açma kapama olur.
İdrar tutamama hormon dengesizliğinden de olabilir.
Alerji: yanlışlık ve hatalardan meydana gelir. Fakat tabiatı güçlü ve dirençli olanlarda vücut hastalığı kabullenmek istemez. Vücut alerjiyi ateş ve akıntı ile çıkarmaya çalışır. Alerji de, ateş gibi tabiatı güçlü olanlarda olur. Alerji, çok güzel bir vücudu zehirden koruma hareketidir. Bu şekilde vücuttan zehirler çıkar. Alerjiden kurtulmak için ne ilaç ne teste gerek yoktur. Hemen yemekler düzeltilmeli ve vucudun kendini tedavi edebilmesi icin vucuda gerekli sure; vucudun enerjıharcamasına sebeb olmadan.. tanınmalıdır.. O zaman alerji için bir sebep kalmaz. Meyvelerden alerji olanlar meyveleri şeker, tuz, kaymak gibi hiç bir şeyle karıştırmadan ve meyveleri de birbirine karıştırmadan tek çeşit yemelidir. Ve meyve yemeyi kesinlikle bırakmamalıdır.
Baldan alerji olanlar: Bal kesinlikle alerji yapmaz, sadece yemekten sonra veya başka şeylerle karıştırılmamalı


Devamını okuyun...>>

MENOPOZDA SAĞLIKLI KALIN


Menopoz yaşamın normal bir döngüsüdür. Korkmaya ya da gözümüzde büyütmeye gerek yoktur.
Çağımızda yaşlanma belirtilerini geciktirebileceğimiz, onları kontrol edebileceğimiz birçok yöntem biliyoruz. Bunları uygulama iradesini gösterecek kararlılığımız varsa, her dönemin ayrı bir güzelliği olduğunu fark edebiliriz. Böylece yaşamın tadını doyasıya çıkarabiliriz. Menopozun ilk âdet ile (menstruasyonla) birlikte başladığını söyleyen doktorlar vardır. Bu bakış açısı, insana umut da verebilir, umutsuzluk da. Ben daima umudu seçmeyi tercih ederim. Düşünün bir kere, kadınların adet gördüğü süre ortalama 30- 40 yıl kadardır. Az bir zaman değil! Ama elbette bir gün, menopoz belirtileri başlar. Kendimizi bırakırsak, fizyolojik ve psikolojik değişimler birbirini takip eder. Karar bizimdir, kendimizi salıvermeyi de, kontrolü ele almayı da seçebiliriz.
Erkek hormonları devrede
Hormon eksikliğinden daha önemlisi, hormon dengesi: Premenopoz ve menopoz kadınlık hormonları olan östrojen ve progesteron seviyesinin düşmesiyle kendini gösterir. Ancak tek sorun, bu hormonların düşmesi değildir. Daha önemlisi, kadın vücudundaki hormon dengesinin bozulmasıdır. Birçok kadın, östrojen seviyesi azaldıkça, erkeklik hormonunun yükseldiğini fark eder. Menopozun hoşlanmadığımız yan etkilerinin bir kısmı bu nedenle baş gösterir.
Kadınlık hormonlarının seviyesi aşağı doğru inerken, her zaman aynı seviyede kalan erkek hormonları daha etkin bir duruma geçer. Çünkü erkeklik hormonlarının düşüşü yavaş bir seyir izler. Örneğin saçlarımız incelip seyrekleşmeye, yüzümüzde kıllar çıkmaya başlar. Özellikle çene ve dudağın üst kısmında. Adeta sakal ve bıyıkları hatırlatırcasına!
Ciltte değişim
Gittikçe azalan ve sonunda kaybolan östrojen ve progesteron yoksunluğu cildimizi çok etkiler. Cildimizi gergin tutan kollajen'in üretimi azalır, yağ bezleri yavaşlar, derimiz incelir, gevşer, esnekliğini kaybeder, kurur, güneşe karşı hassasiyeti artar. Korunmazsak yüzümüz lekelerle dolar, tırnak yapısı bozulur, saçlar incelip dökülür, yüzde kıllanma başlar.
Kendinizi izleyin
Her şeyden önce, hiçbir sorununuz olmasa dahi, 40 yaşından itibaren, bir doktor kontrolüne girmenizi ve her yıl hormonlarınızı ölçtürmeye başlamanızı öneririm. Her şey yolundaysa, moraliniz yükselir, kendinizin farkında olursunuz. Dengesizlikler oluyorsa, doktorunuz size çözümler önerir. Vücudunuzda olup bitenlerin farkında olmanız çok önemlidir. Emin olun hayata karşı duruşunuzda pek çok şey hormonlarınızla ilgilidir.
Hormon tedavisi
İster haplarla, ister deriye sürülen krem ve jeller ile veya plasterle olsun, hormon desteği almanın yararları çoktur. Sentetik olanları tartışmalıdır ama bio-identitic hormonlar harika sonuçlar yaratır. Östrojen tedavisi ciltteki kollajeni arttırarak, cildin kalınlığını ve gerginliğini korumasını sağlar. Ayrıca cildin nemli kalmasına, yağ salgısının normalleşmesine, direncinin artmasına ve dış etkenlerden korunmasına yardımcı olur. Menopozda hormon tedavisi tüm sıkıntıları hafifletir. Cildi korur, yaşlanmayı geciktirtir, sıcak basmalarını, kemik ve kas kaybını önler, sinirlilik, alınganlık, uykusuzluk gibi sorunları engeller, kalp hastalıklarından korur, kan dolaşımını düzenler, beynimizi yaşlanmaktan alıkoyar
Hormon almak istemiyorsanız
Haricen östrojen almanın yararları çok olmakla beraber, her bünyeye uygun değildir. Özellikle ailede meme veya rahim kanseri hikayesi olanlara hormon verilmez. Veya bazı insanlar hormon almak fikrinden hoşlanmaz. Bu durumdaki kadınlar, bitkisel östrojenlerden yararlanabilir.
Hormon alsanız da, almasanız da önce spor!
Hormon üretimini arttırmanın en etkili yolu, egzersiz yapmaktır. Fiziksel aktivite ve düzenli jimnastik, hormonlarımızı dengeler. Orta ve ileri yaşlarda egzersiz yapanlarla yapmayanlar arasındaki hormon seviyeleri, yüzde 40'a varan farklılıklar gösterebiliyor. Bu da cildinizden beyninize varıncaya kadar, sizi tümüyle canlandıran bir gençlik pınarından su içmek gibidir.
BİTKİSEL ALTERNATİFLER (Fitoestrojenler-bitkisel östrojenler)
Başta soya ürünleri olmak üzere, bazı gıdalarda ve tohumlarda 'izoflavonlar' bulunur. İzoflavonlar kadınlık hormonu olan estrojene çok benzeyen özellikler taşırlar. Östrojen seviyesi düşükse, vücuttaki östrojenin yerini alırlar, yüksek ise fazlasını bloke edebilirler. Düzenli olarak soya ürünleri, mercimek, bezelye, keten tohumu, kabak çekirdeği tüketerek doğal östrojenden yararlanabiliriz.
Evening Primrose Oil: Aynı adı taşıyan bitkinin tohumlarından elde edilen çok değerli bir yağdır. Gerek adet öncesi sıkıntıları, gerekse menopoz sorunlarını hafifletir. Cildi düzgünleştirir, saçları ve tırnakları güçlendirir.
O****-3: O****-3 çoklu doymamış yağların en önemlisidir. Hiç kuşkunuz olmasın, cildi gerginleştirir, ışıltısını artırır.
A-C ve E Vitamini: Bu antioksidan vitaminler ciltte mucizeler yaratır. Hücre oluşumunu sağlarlar, saçları ve mukoza dokusunu korurlar, yaşlanma sürecini geciktirirler. Özellikle C vitamini, ciltteki lekeleri azaltır, hücre yenilenmesini ve kollajen oluşumunu sağlar.
Menopoz Döneminde Cilt Bakımı Ve Kozmetik Tedavileri:
* SU İÇİN: Bu dönemde cildinizin suya olan ihtiyacı artar. Her şeyden önce bol bol su içmeyi ihmal etmeyin.
* GÜNEŞTEN KORUNUN: Menopozdan itibaren cilt inceldiği ve yapısı zayıfladığı için, güneşten korunmanız her zamankinden daha önemlidir. Yoksa yüzünüzün lekelerle dolması işten bile değildir. Cildinizin en iyi dostu, yüksek faktörlü bir güneşten koruyucudur.
* PEELİNG KONUSUNDA İHTİYATLI OLUN: Menopoz döneminde AHA ya da BHA içeren ürünlerle peeling yapmak isterseniz, öncelikle cilt tipinizi iyi bilmeniz gerekir. Bu tür ürünler incelen cildinizi tahriş edebilir. Öte yandan ilerleyen yaşlarda (Özellikle 70 yaşından sonra) cilt üzerinde oluşan ölü deri tabakasına ihtiyacınız olabilir
* KOLAJENİ ARTIRMAK İÇİN: Tahriş edici klasik cilt bakımlarına karşı ihtiyatlı olun. Cildi soymadan kollajeni arttıran yumuşak yöntemleri tercih edin. Örneğin bir ışık yöntemi olan Foto rejuvenation çok yararlıdır. Bu 'cilt soyucu' bir işlem değildir. Tam tersine, üst deriyi soymadan ve yaralara yol açmadan, kollajen dokunun yeniden düzenlenmesini, kalınlaşmasını sağlar.
* NEMLENDİRME: Bu dönemde içeriğinde yüzde 15-30 oranında yağ bulunan kremler kullanılabilir. Özellikle hayvansal ya da bitkisel yağlar içeren, mineral veya kollajen benzeri nemlendiriciler, kuru ciltleri rahatlatır. Gece kremlerinden yararlanın. Bu kremlerde vitaminler, yeşil çay, soya, Qenzim-10 veya östrojen bulunur.
* YUMUŞAK TEMİZLİK: Cildinizin temizliğine çok dikkat edin. Alkolsüz tonikler kullanın ve sabun çeşitlerinden uzak durmayı tercih edin. Kullandığınız tüm sabun, şampuan gibi temizlik malzemelerinin Ph 5.5 olanlarını tercih edin.
* OZON TERAPİ: Bu tedavi kanımızı aktive ederek bütün sistemi canlandırır. Vücudumuzdaki hormon ve enzim seviyelerinin düzelmesine yardımcı olur. Hiçbir yan etkisi yoktur. Genel olarak anti-aging ve özel olarak cildi geliştirmek için güvenle kullanılabilir. Çok kısa bir özet yapacak olursam, menopozdan korkmayın! Yaşam tarzınızı geliştirmek için hiçbir zaman geç değildir. Kendinize iyi bir doktor bulun, sporunuzu programlayın, beslenmenize özen gösterin, su için, O****-3 ve antioksidanlardan yararlanın, son olarak da size uygun kozmetik yaklaşımları göz ardı etmeyin! Çok özel bir engeliniz yoksa, hormon takviyelerine karşı önyargılı olmayın.


Devamını okuyun...>>

KEPEĞE KARŞI ISIRGANOTU


Başta kanser olmak üzere, kansızlık, böbrek taşı, romatizma, varis gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanılan ısırganotu, sorunlu saçların da ilacı. Isırganotu, sağlığımız üzerindeki yararlarının yanı sıra; ergenlik sivilcelerini yok ediyor, saçları canlandırıyor dökülmesini önlüyor, sıkılaştırıyor ve kepeği gideriyor.
1- Yarım litre taze kaynatılmış su içine, 5 poşet ısırganotu çayını ilave edin. Kabın ağzını kapatın ve 5-10 dakika demlendirip, soğutun. Elde ettiğiniz bu infüzyonu saçlarınızı yıkayıp duruladıktan sonra durulama suyu olarak kullanın. Saç diplerine yapacağınız masaj, zaman içinde saç kaybını önler, saçları güçlendirir ve kepek oluşumuna engel olur. Ayrıca bu infüzyonu tonik olarak kullandığınızda cildiniz de sıkılaşır.
2- 100 gram dulavrat otu kökü, 100 gram ısırganotu kökü ve 60 gram simsir ağacı yaprağını iki litre sirke içine bırakın. Bitkileri sekiz gün sıcak bir yerde dinlendirdikten sonra süzün. Elde edeceğiniz sıvıyla kafa derisine masaj yapın. Düzenli olarak yapacağınız masaj sayesinde saçlarınız kısa zamanda eski gücüne kavuşacak.
3- Kepeğe karşı 2 bardak dolusu kaynar derecedeki suya 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış hindiba çiçeği(sarı saçlara), veya bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış ısırganotu yaprağı(kumraldan esmere kadar) ekleyin ve soğuyana kadar demlenmeye bırakın. Sonra süzün ve saçlarınızı durulanırken, kafa derisine de hafif masaj yapın.
4. Kafa derisi kaşıntısına karşı ¼ litre elma sirkesi kaynama derecesine kadar ısıtın (ama kaynatmayın) ve içine 1 avuç dolusu ısırganotu yaprağı ekleyin. 15 dakika demlendikten sonra süzün, saçlarınızı bu suyla durulayın ve kafa derisine masaj yapılır.


Devamını okuyun...>>

VÜCUT KOKUSUNA BİTKİSEL ÇÖZÜM


Çoğu vücut kokusunu gidericiler kokuyu gizlemeye, terlemeyi azaltmaya ve nemle dost olan bakterilerden cildi korumaya çalışır. Bununla beraber ter kokmaz, koltuk altlarında ve genital bölgelerde bulunan ter bezleri tarafından üretilen ter, protein ve yağlı mineraller yayar, kokuya neden olan bakterilerin gelişmesine yardımcı olur.
Deodorantlı sabunlarla yıkanmak ciltteki hemen hemen tüm bakterileri uzaklaştırır. Koku önleyiciler (antiperspirantlar) ve deodorantlar da etkilidir ancak koltuk altını tahriş edebilir..
Karbonhidrat ya da mısır ununu terleyen bölgeleriniz için deneyebilirsiniz. Her iki toz da nemi emer ana antiperspirant değildir. Karbonat ortalama bir antiseptik ve koku gidericidir.
Bakteri gibi, yiyeceklerde koku yapabilir; Soğan, sarımsak, balık, lifli yeşil yiyecekler gibi çinko içeren gıdalar koku yapabilir. Aşırı terleme, kimyasal dengesizlik gibi ciddil hastalıklar vücut kokusu yapabilir. Koku yapan hastalıklardan şüpheleniyorsanız doktora görünün.
Şifalı bitkilerle tedavi
Adaçayı: Bu bitki oldukça popüler bir ter önleyicidir. (antiperspirant). Adaçayı yağı, tentür ve çay poşetleri kolay bulunur. Tentür ile sulandırılmış yağı, yüz ve genital bölgeleriniz hariç terleyen bölgelerinize doğrudan sürün. Çay olarak da içebilir ya da terleyen bölgelerinizi bununla yıkayabilirsiniz. Hamile kadınlar çayını içmemeli ya da tentür kullanmamalı.
Çay ağacı yağı: Bu tarçın kokulu yağ, Avustralya'daki bir 'Melaleuca alternifolia' ağacından elde edilir. Terleyen bölgelerinize uygulayın. Yağ, ortalama bir antiseptik ve deodorant dermatit (deri yanığına) neden olabilir.


Devamını okuyun...>>

ZENCEFİL HER DERDE DEVA


Zencefil, hazımsızlık, bulantı, dolaşım bozuklukları, soğuk algınlığı gibi hastalıklara iyi geliyor.
Hazımsızlık
Aşırı yenilen yemeklerden sonra ve özellikle et yemeklerinden sonra alınması uygundur. Sindirim sistemini rahatlatır.
Bulantı
Uçak, araba ve gemi tutmalarında oluşan mide bulantısı ve kusma gibi şikayetlerde seyahatin hemen öncesinde alınması uygundur. Bulantı ile beraber oluşan baş dönmelerini azaltıcı yönde etkisi vardır.
Dolaşımla ilgili ve kolesterol düşürücü özelliklerUzun süre ve düzenli kullanılması sonucunda kandaki kolesterol seviyesinin azalması yönünde etkileri olduğu anlaşılmıştır.
Soğuk algınlığı
Isıtıcı özelliğinden dolayı soğuk algınlığı şikayetlerinde vücut ısısını yükselterek vücudu rahatlatır.
Enerji ve güç arttırıcı

Vücudun enerji ihtiyacını artırıcı özelliğinin yanısıra istek ve güç artırıcı özelliği vardır.
Zihinsel aktiviteyi artırıcı
İleri yaşlarda görülen unutkanlık, dalgınlık gibi durumların oluşumunu geciktirici yönde etkili olmaktadır. Düzenli kullanıldığında zihinsel aktiviteyi artırdığı gözlenmiştir.
Sigara kaynaklı rahatsızlıkları azaltır
Sigaradan kaynaklanan öksürük, boğaz kuruluğu gibi rahatsızlıkları giderir. Balgam söktürücü özelliği vardır.


Devamını okuyun...>>

GÖBEKTEN KURTULMANIN YOLARI


Yiyecekler..
Fasulye, nohut, mercimek gibi gıdalar ile kiraz, çilek, vişne gibi küçük meyveler önerilen yiyecekler. Kuru fasulye, böğürtlen, kuru kayısı, kış meyvelerinin taze sıkılmış suları da kilo vermede en etkili yiyecekler olarak sıralanıyor. Bu yiyecekler, sizin tok hissetmenizi sağlar, kilo vermenize yardımcı olur. Bunlardan günde 25 ila 35 gr kadar tüketmeniz gerekir. Eğer yüksek lifli gıdalarla besleniyorsanız, gün içinde doğru dağıtarak oranı ayarlayabilirsiniz. Çok fazla tüketmek şişkinliğe ve rahatsızlığa neden olabilir. Hiç yememek ise doğru değildir. Çok acıktığınız için, belinizi kalınlaştıran çok yağlı, karbonhidrat ya da proteinli yiyeceklere yüklenirsiniz.

İçecekler..
Buzlu soğuk su en iyi içecek.. Kalorisizdir, midenizde doygunluk hissine neden olur ve daha az yersiniz. Kan basıncınızın ve adet öncesi dönemi rahat atlatmanızı da sağlar. Buzlu su içtiğinizde, vücudunuz ısınmak için ekstra kalori harcadığı da aklınızın bir kenarında bulunsun.. Zayıflamak için alkolden uzak durun.. Likör ve bira kandaki kortisol seviyesini yükseltir ve yağların göbek çevresinde toplanmasına neden olur. Özellikle içerken yanında yediğiniz cips benzeri yiyecekler kilo almanızın diğer nedenidir..
Vitaminler..
Kalsiyum kemiklerinizi koruyarak omurgada çatlaklara neden olan osteoporozu engeller. Bu sistem çöktüğünde göbek dışarı fırlar. Eğer 50 yaş civarında veya daha yaşlı bir kadınsanız günde 1500 mg kalsiyum alın. 50 yaş altındaki erkek ve kadınlara günde 1000 mg kalsiyum almaları öneriliyor. Göbek veya bel çevresinden zayıflamak için zayıflama ilaçları kullanmayın. Bu cezbedici ilaçlar egzersiz veya doğru beslenme desteği olmadan hiçbir işe yaramaz. Paranızı yürüyüş ayakkabısı almaya harcamanız daha yararlı olur.
Jimnastik aletleri..
Yere eğimli sabit egzersiz bandı 'Decline Bench' jimnastik aletleri içinde en iyisi.. Yer çekimi nedeniyle vücudunuzun üst kısmı altından daha ağırdır. Ayarlanabilir aletle birçok zor hareket yapılabiliyor. Egzersiz aletini minimum 30 derece yere eğimli olacak şekilde kurun. Aletin oturma yerine oturun ve ayaklarınızı ayağınızı tutması için yapılan yere koyun. Yavaşça aletin üzerine doğru uzanın ve ellerinizi başınızın altına koyarak yavaş yavaş doğrulmaya çalışın. Hareketleri sürekli tekrarlayın.
Spor..
Bel çevresi için en iyi sporlar Kickbox, raket oyunları, squash, krol (crawl) yüzme ve tek başınıza tenis olarak belirtiliyor. Bunun yanında herhangi bir aerobik egzersizi de göbek çevresindeki yağları eritir. Bunları belirli oranlarda, zamanla geliştirerek ve bel kaslarınızı kullanarak yapmanız en doğrusu.. Tüm bu sporlar bir saatte 475 kaloriden daha fazla yakmanızı sağlar. Bisiklet sürmek bel inceltme için en kötü spordur. Bu basenler içindir! Bu kaslar tüm vücutla bağlantılı değildir. Ancak kalori yakmak istiyorsanız bisiklet kullanırken en az 20 km hız ile giderseniz saatte 544 kalori yakarsınız. Eğer bu egzersizden hoşlandıysanız, sadece basenlerinizi sıkılaştırmak için hızlı gidebildiğiniz kadar bisiklete binin.
Ev aletleri..
En iyisi egzersiz topuyla hareket etmektir. Egzersiz topuyla vücudunuzun eğin, bükün.. Eğer sırt ağrısı sorunlarınız varsa egzersiz topundan uzak durun.
Alışkanlıklar..
En iyi alışkanlık dik yürümek ve oturmak.. Kendinizi koyvermiş gibi yürümeniz göbeğinizin öne çıkmasına neden olur. Zaman zaman göbeğinizi içinize çekip bırakmanızda belinizin incelmesine yardımcı olur. Sigara içmek veya pasif içicilik en kötü alışkanlıklardan biri.. Düzenli içicilerin bel çevresi, sürekli dumanı içlerine çektikleri ve üfledikleri için daha kalındır.
Göbek şişkinliğini azaltan öneriler..
Su için.. Karbonatlı içecekler ve diğer gazlı şekerli içecekler karnınızın balon gibi şişmesine neden olur. Cipsten vazgeçin. Fazla tuz ise, vücudunuzda fazla su toplanmasına neden olur. Özellikle adet dönemi öncesinde fazla tuzlu gıdalar tüketmeyin. Hazır ve konserve gıdalar da çok fazla sodyum içerir. Sakız çiğnemek fazla hava yutmanıza neden olduğu için fazla çiğnemeyin. Sindirim sorunu yaşıyorsanız bir veya iki fincan kahve lavaboya gitmenizi sağlayabilir.Zayıflatan kıyafetler..Vücut şekillendirici kıyafetler giyin. Bel çevresi için üretilen likralı kıyafetlerden edinin. Fazla kiloluysanız kıyafetler sıkabilir veya yağlar taşabilir. Üzerinize göre olanları tercih edin.


Devamını okuyun...>>

BÖBREK TAŞI DÜŞÜRÜCÜ BİTKİSEL REÇETELER


* Kuşburnu, ardıç kozalağı, hindiba (kök ve yaprak) ve atkuyruğu, ince kıyılır ve eşit oranda karıştırılır. Bir yemek kaşığı dolusu bitki, bir litre suda 4-5 saat bekletildikten sonra kısaca kaynatılır ve 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Yemeklerden yarım saat önce olmak üzere, günde 3 bardak içilir.

* Kara turp rendelenir ve akşamdan şaraba yatırılır. Sabah aç karnına 1-2 bardak içilir.
*Kısa aralıklarla sürekli olarak ıhlamur çayı içildiğinde, bezelye iriliğinde taşlar bile düşürülebilir. Ama bitki kaynatılmaz, haşlanarak demlenir.
* Böbrek taşı ve kumuna karşı, sıcak atkuyruğu tam banyosu yapılırken, arka arkaya atkuyruğu çayı içilir ve basınçlı bir biçimde boşaltabilmek için, idrar elden geldiğince tutulur. Basınçlı idrarla birlikte genellikle taş ve kum da atılır. Ama önceden, taşların idrar yollarından geçebilecek boyutta olup olmadığı bir uzman tarafından saptanmalıdır.
* Kayışkıran kökü çayı özellikle önerilir. İdrar artırıcı ve taş düşürücü özellikleri ile eski çağlardan beri başarıyla kullanılır. Çok ince kıyılmış bir tatlı kaşığı dolusu bitki kökü, bir bardak soğuk suda 8-10 saat bekletilir, 1-2 dakika kaynatılır ve süzülür. Yemeklerden yarım saat önce 1 bardak olmak üzere, günde 3-4 bardak içilebilir. Hiçbir yan etkisi yoktur.
* Magnezyum alımının artırılması doğru olacaktır. Böylece büyük bir olasılıkla, yeni taş oluşumu önlenmiş olur. Meyve ve sebzede bol miktarda magnezyum vardır. Bazı maden sularında da yüksek oranda magnezyum bulunabilir Kaynak:Takvim


Devamını okuyun...>>

8 DAKİKADA İDEAL KİLO


Jorge Cruise Amerika'da milyonlarca insanın hiç kaçırmadan izlediği televizyon programı "Sabahları 8 Dakika" nın yaratıcısı. Fakat Cruise kendini iyi bir vücuda sahip olmaya adamış "bay vücutlardan" biri değil. Her sabah 8 dakikalık bir egzersiz ve doğru beslenme programıyla sadece 4 haftada forma girmeyi öneren bir uzman.
Fazla kilolu olmaktan utanmanın ne demek olduğunu biliyorum çünkü yaşadım" diyen Jorge Cruise küçüklüğünden beri sağlıklısız bir hayat sürmüş: "Enerjim yoktu, her gün baş ağrıları çekiyordum ve ciddi astım rahatsızlığım vardı." Haftalarca mide ağrısı çeken, bol bol su ve bitki çayları içen, yemek yiyemeyen ve hızla kilo kaybetmeye başlayan Jorge Cruise, ağrısı artıp acilen hastaneye kaldırıldığında apandisitinin patladığını öğrenmiş. Bu olaydan sonra yeme alışkanlıklarını kökten değiştirmiş.
"Fazla süt ürünü ve kırmızı et yemeyi bıraktım, işlenmiş gıdalardan tam tahıllara ve sebzelere geçiş yaptım, bol su içmeye, soya ürünleri yemeye başladım. Bir gün baş ağrılarımın ve astımımın kesildiğini fark ettim. Kendimi sağlıklı ve enerjik hissediyordum" diyen Cruise şimdi insanların sağlıklı olmalarına ve bunu korumalarına yardım etmek istiyor. Jorge Cruise yaşamını başka insanlara en iyi ve en verimli kilo verme bilgilerini öğretmeye adamış.
Program nasıl uygulanacak?
28 günde kilo vermek ve ideal kiloya ulaşmak için mucizeler vaad eden "Sabahları 8 Dakika" programı üç temel kurala dayanıyor:
Heyecan formunuz
Sabahları 8 Dakika uygulamasından önce yapacağınız günlük "Uyanma konuşması"yla kendi iç motivasyonunuzu yaratacaksınız. Bu size yeni yaşam biçiminizi sevme konusunda kendinizi motive etmeniz için gerekli olan heyecanı sağlayacak.
Bu konuşma sırasında kilo verme hedeflerinizi saptayın, bu kilolardan kurtulmak için yeni ikna yolları keşfedin. Kendinizi olumsuz düşünen birinden olumlu düşünen biri haline dönüştürün. Nefes alma şeklinizi değiştirerek gizli bir enerji kaynağı yaratın, hareketlerinizi değiştirmek için gözünüzde canlandırma gücünden yararlanın.
Sahip olduğunuzu bilmediğiniz zamanı ortaya çıkarın, bir saniye içinde ruh halinizi düzeltin, özgüveninizi ortaya çıkarın. Ayrıca sabahları yapacağınız uyanma konuşmasına ek olarak programın bir başka öğesi de "Günlük". Bu bölümde; kaydettiğiniz ilerlemeyi, yaptığınız atılımları ve yaşamınızda sizi mutlu kılan şeyleri yazmak yeterli.
Fiziksel formunuz
Programın temelinde kendisini kanıtlamış "iki süper hızlı hareket" yer alıyor. Bunlar günde sadece 8 dakika zaman alıyor, fakat muhteşem sonuçlar veriyor. Bu iki güçlendirme hareketi, hergün metabolizmanızı hızlandırmanıza, form kazanmanıza ve yağlarınızı mümkün olduğunca etkili şekilde yakmanıza yardımcı oluyor.
Beslenme alışkanlıklarınız
Takip etmesi son derece kolay olan "yağ yiyin forma girin" beslenme programı kişide yemekten yoksun bırakılma duygusu uyandırmıyor. Bu programda, hemen her diyette söylendiği gibi, sadece omega yağlarını yemek zorunda değilsiniz. Yemeklerinizde her türlü yağı, hatta tereyağı gibi doymuş yağları bile kullanabilirsiniz. Ayrıca mısır yağı veya hoşlandığınız diğer yağları da kullanabilirsiniz. Sadece bunları az miktarda kullanmaya dikkat edin. Ama yine de unutmayın ki, omega yağlarını ne kadar fazla kullanırsanız, o kadar daha az yemek yiyecek, yediklerinizden keyif alacak, metabolizmanızı hızlandıracak, hastalıkları engelleyecek ve kendinizi daha mutlu hissedeceksiniz.
Ketentohumu yağı kullanın
Ketentohumu yağı kullanmanız gereken yağların başında geliyor. Sabahları ekmeğinize reçel sürmek yerine, ketentohumu yağı kullanın (Bunun erimiş tereyağı olduğunu düşünebilirsiniz). Bu tostunuzun daha lezzetli olmasını ve kendinizi daha uzun süre tok hissetmenizi sağlayacaktır. Sebzelerinizin üzerinde sos kullanmak yerine öğlen veya akşam öğünlerinde bir çay kaşığı ketentohumu yağı kullanın. Aşırı yemek yemenizi engellemek için akşam yemeğinden 1 saat önce bir çay kaşığı ketentohumu yağı karıştırılmış bir kase yağsız yoğurt veya soya yoğurdu yiyin. Pişirdikten sonra bir çay kaşığı ketentohumu yağı katarak çorbanızı daha doyurucu, yağ yakıcı bir dost haline getirin. Metabolizmanızı harekete geçirecek ve çorbanızın lezzetini artıracaktır


Devamını okuyun...>>

BİTKİLERLE SAÇ BAKIMI



Bitkiler ve bitkisel ürünler her derde olduğu gibi, saçlarınıza da deva. İşte bitkisel ürünler ve faydaları...
Saçınızı evde hazırlayabileceğiniz kolay karışımlarla sağlıklı, parlak ve canlı olmasını sağlayabilirsiniz. İşte size bitkilerle yaratacağınız mucizeler. Parlatıcı, yumuşatıcı
Adaçayı: 250 gram adaçayı yaprağını, 1 litre suda 15- 20 dakika kaynatın, soğumaya bırakıp, süzün. Daha sonra yüzde 50&Primelik alkolle karıştırın. Gün aşırı saç diplerini ıslatıp tarayın.
Saç dökülmesi
Zeytinyağı: Yatmadan önce saçınızı yıkayıp iyice durulayın. Saç diplerine zeytinyağı ile masaj yapın. En az iki hafta yapacağınız bu kür sayesinde saç dipleriniz güçlenecek, saçlarınız parlak ve canlı bir görünüme kavuşacak.
Fesleğen: 75 gram çiçekli fesleğen bitkisini toz haline getirip, yarım litre kaynar suya atarak haşlayın. 20 dakika demleyip süzdükten sonra saçlarınızı bu çayla haftada iki gün yıkayın.
Gür saçlar için
Civanperçemi: 50 gram taze civanperçemini 1 litre suda 10 dakika kaynatıp süzün. Her gün saç diplerine bununla masaj yapın.
Kepekler için
Karakavak: 40 gram karakavak merhemine 5 gram balmumu, 5 gram gülyağı ekleyip karıştırın. Her gece yatmadan önce saç diplerine hafif masaj yaparak sürün. Bu aynı zamanda saçlara parlaklık ve canlılık verir.
Kırılmalara karşı
Özellikle dalgalı, kıvırcık saçlar için uygun bir yöntem bu;
4 ml gülyağı,
32 ml bademyağı,
32 ml hintyağı ve
32 ml zeytinyağını karıştırın.
Yatmadan önce saç diplerine masaj yaparak sürün. Sonra pamuklu bir bez ile başınızı bağlayın. Sabah yıkayın. Her ay 3 gün bu işlemi uygulayın


Devamını okuyun...>>

Google

 

Adet Düzensizliğine bitkisel karışım

Bitkisel karışımlı tedavi

www.bitkileringucu.blogspot.com


 

Selüliti önleyen biberiye tarifi

Selüliti önleyen biberiye tarifiyle güzelleşin

www.bitkileringucu.blogspot.com


 

Büyük göğüslere bitkisel çözümler

Diri gögüslere sahip olmak rüya değil

www.bitkileringucu.blogspot.com



Sa?l?k Bilgileri
YASAL UYARI
Buradaki bilgiler tavsiye olup tedavi amaçlı değildir. Uygulamaların sorumluluğu site sahibine ait değildir. Sağlık sorunlarınız için mutlaka bir hekime danışınız